Vakit gece... Ay, yıldızları etrafına toplamış, gökyüzünden aşağı bakıyor. Hepsinin tüyleri ürpermiş bu seslenişten...
Bir şelâleyi andıran ipek giysileri içinde, saçları da o şelâleler gibi omuzlarından sırtına dökülen bir silûet... Karanlık ufuklara bakan kadının uzanan ellerinden, parmaklarından sanki ışıklar uzanıyor göklere doğru.
Dilinden dökülen fısıltıların, bir yakarıştan farkı yok... Sevmenin erdemiyle sessizce anlatıyor… Ulvî duygularla gölgelenmiş yüzünde derin bir sevginin izleri...
Gözlerinde anlatılamayan bir bakış var ki, yaralı ceylanlar gibi...
Bir güvercin ürkekliği... Yüreğinin atışları ellerinde yankılanıyor... Güzel yüzü, içinin ateşiyle buharlaşan gözyaşlarından sislenmiş... Saçlarını okşayan yıldızlar bilinmeyen bir kutsal ilâhi söylüyorlar... Ay; seven bir yürekten taşan sevgiye şahit, seslenişlerinden, yakarışlarından büyülenmiş gibi gözlerini kapatmış... Her seslenişi tekrarlar gibi...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




evet seven bir kadının resmi var orada sevgisini hal ve davranışı ile geceye sermiş. zarif bir anlatım teşekkürler.
güzel çalışma
kutlarım
saygılar...
İçten ve duyarlı bir anlatımdı, yürekten kutluyorum Hale Hanım. Mutluluklar sizinle olsun!(10on)
yüreğiniz hiç incinmesin
böyle güzel eserleri
bizlere sunduğun için
doyulmaz bir paylaşım
yürekten alkışlıyorum
sen sevgili kardeşimi kutlarım
başarılarınızın devamını dilerim
Kısacık yazıyla uzun-uzun düşündüren dizeler...Takdirle Halenur ablacığım...Başarılarınızın daimi dileklerimle...
duygu dolu güzel bir paylaşım beğeni ile okudum tebrik ederim...
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta