İstanbul dört mevsim
İstanbul dün, bugün, yarın İstanbul.
Hanlarında şairi, yazarı, âlimi ağırlayan,
Kurtuluşun nutka döküldüğü,
Meydanlarda kalabalıkların çığlığı İstanbul.
Kimi zaman hissederim;
Dalgasıyla denizinin
Sana lâyık olmayan tabiatı ve insanı, alıp kuytularından
Kendinden öteye bırakmak istersin.
Kimi zamanda, “benim” diyerek
Yollarından çevirirsin insanlarını,
Seni hissedip yaşayanları
Kaybetmek istemezsin yarınlarını…
Mustafa'lar,Ali'ler senin meydanlarında büyüdü
İsa ile Musa denizin ortasında ki toprağında,
Ellerini açtılar Eyüp Sultan’da, Mihrimah’ta,Sultanahmet'te,
Hacer-ül Esved'in yakınına sokuldular
Sokullu Mehmet Paşa camiinde.
Eyüp Sultan'a giderken,
Her adımda sahabe ile karşılaştılar
Dualar,Fatihalar
Adımlara karıştı niyazlar…
Üsküdar’da denizi izler Mihrimah camiin,
Şemsi Paşa kütüphanesi ile göz kırpar kız kulesine
Hikayesi Kay yûm-û-Bâki ûlûhiyete secde eder…
Mevsimler sende ayrı bir güzel,
Yağmur yağdı mı üzerine
Kalabalıklar çekilir köşelerine,
Yağmur rahmettir güzelliğin üzerinde..
Kaldırımına bir yaprak düştüğünde
Bir şair daha sende gebe kalır.
Aşiyan’a çıkarken
Şairler kabristandan haykırır:İstanbul,İstanbul! ! ..
Bir Necip Fazıl var ki “canım” der
Senin koynunda canını teslim eder..
İstanbul,insan İstanbul…
Kimi hanlar,mekanlar sana ihanet eder.
Elem duyarsın,
Elin ulaşamaz kapılarına…
Gecenin karanlığında çiğ damlalarıyla,
Ağlarsın İstanbul..
Sana âşık şair yazar
Sen olmuş insan
Ağlar gece üç,dört nöbetlerinde…
İstanbul,uğruna canlar feda İstanbul! !
Fethini Gülün dilinde mübarek eyleyen,
Sokakları güllerle bezenesi,
Havan Gül kokmalı İstanbul..
İstanbul, hanımefendi, beyefendi İstanbul;
Mağrur ve utangaç hanımefendisi
Nazik civanmert beyefendisi,
Konuşur mekanının dilini..
Sus söyleme;
Acın var biliyorum,
İçindeki zehri şifa eyle de gir sinelere! ..
İstanbul havası gül kokan
Gülün dilinde fethi mübarek İstanbul..
Üzerindeki sahabe dua eder
Seni o ayakta tutar İstanbul…
Kar yağdı tepelerine
Çamlıca’dan Çengelköy’e selam gönderdim
İletti Rumeli Hisarına,
O da can yoldaşı Anadolu Hisarına;
Orda bir başkadır güneşin batışını izlemek
Doğuşu mu! Ömrün başlangıcına kardeş…
İstanbul ömürlerin sahnesi
Güneşin ziyası, kızılı
Hilâl ile yıldızın
Denizde buluştuğu İstanbul…
İstanbul dört mevsim
İstanbul dün, bugün yarın İstanbul.
Sırrı kendinde saklı
Kendi içinde serüven İstanbul..
Doğu ile batının sentezi,
Tarih içinde tarih İstanbul…
Gemilere yoldu coğrafyan;
Gönüllerinde yolu üzerindesin
Sen şimdi İstanbul…
İstanbul gönüllere ferman İstanbul
Şekerci hanına sığmıyor artık yürekler…
İstanbul, Gül İstanbul
İstanbul; dünüm,bugünüm,yarınım İstanbul
Yarınlara gebe İstanbul..
Kayıt Tarihi : 23.4.2006 13:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)