Ey şehr-i dilârâ ki cihân sende karar eyler,
Eflâke uzanmış kubben altında zaman eyler.
Bir bûse-i rahmettir akan mâ-i muallân,
Bosfor ki lebinden kevser-i cânlar akar eyler.
Minârelerindir göğe çekilmiş niyâzın,
Her taşına secdeyle gelen târih vakar eyler.
Ayasofya’da devr-i ebedin sırrı gizlidir,
Bir çağ söner anda, biri nur ile doğar eyler.
Gülzâr-ı semâsında ezanlarla çiçeklenir,
Sûfî nefesi şehri baştanbaşa bahar eyler.
Rindân-ı harâbât için âsûde mekânsın sen,
Gam ehli sana düşse gamın terk-i diyar eyler.
Bir semtinde firkat, birinde vuslat u sultanî,
Hem mihnet ü hem saltanatın cem’ine var eyler.
Şâhâneler uyur her sokağın hâtırasında,
Bir taş ki dokunsan nice devri âşikâr eyler.
Gece kandil olur pencereler, nûr-ı sırâcın,
Her sâkinini aşk ile mest ü nigâr eyler.
İstanbul,
Sen şehr-i mekân değilsin ancak,
Sen devr-i zamânın kalbisin,
Cihân sana bakar, seni yâr eyler.
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 14:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!