Kalakaldım İstanbul’da bir başıma
Ne yapacağım belli değil
Ansızın alıp kaçarım başımı ben de
Kim bilecek kaçtığımı
Bir gece yarısı.
Akşam beklenmez, sonu olmayan bir acı
Ne gönlüm sabrediyor ne de dudağım
Isırıyorum dudaklarımı, diş geçmiyor
Titretiyor ayrılık soğuğu
Bir de dokunuyor gözyaşım.
Çok değil, bir gönül çiziği kadar oldu
Bu acı ayrılığım
Uyumak kadar güzel
Uyanmak kadar kabus dolu
Gidişini seyredişim.
Tenhada döktüğüm ilk gözyaşımsın
Değmedin nedense dudağıma
Acın gözlerimde dolanıyor hala
Değdiğin zaman biliyorum ki dudağıma
Derin de olsa düşeceksin gönül diyarıma.
Yalnızlık, çözümsüz bir kuru soğuk
İçinde kıvranmak, renksiz ve donuk
Ağlamak birgün dindiriyor belki
Geride koca bir ömür var
Sensizliğe açılmış ama şimdiden yorgun.
İstanbul sarıyor beni rüzgarıyla
Yağmur gülümseyen damlacıklar döküyor
Caddeler, sokaklar ışıl ışıl
Yalnızlığımı unuttururcasına
Sesleniyor sanki kulağıma.
Boğaz geceden sabaha hep mahzun
Yok üzerinde yalnız kalan
Bir köprü uzanmış derin yalnızlığa
Çıkagelmiş diğer köprü
Yalnızlık paylaşmaya.
İstanbul yalnızlık yaşatır mı hadi söyle
Toplanmıştır bütün yalnızlar...
Bu koca şehirde
Ağlamıştır dünyadaki ayrı iki kara
Birleştirmiştir onları da; asya ve avrupa
Karadeniz’de hırçın dalgalar
Sürüklüyor marmara’yı martılar
İki koca deniz sanki gözyaşı dolu
Akıp gitmiştir bütün acılar
Geride denizler, dalgalar ve balıklar
Vuslata sürüklenen bir İstanbul düşüyüm
Bugün ayrılığa benim ilk gülüşüm
Çok özledim seni belli etmiyorum
Ağlasam da hatta hıçkırsam da
Bıraktığın yerde bekliyorum.
Sen gittin, şu an belki yoksun
Bir başıma kaldığımı düşünüp üzülme
Yalnız sanma beni sakın
Yalnızlık sensizlikse, tamam o zaman
Birazcık yalnızım
Ama boşver
İstanbul’da yalnızlık da güzel.
Kayıt Tarihi : 12.5.2007 04:08:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!