Ne çok ezilmiş kaldırımlar sus pus hiç geceye çıkmaz inatlar
Bazen kurulmuş tezgahlar
İstanbul anlar sabah durmaz sokaklar
Yaşlar süzülürken yüzüne
Küçük matem havası konmuş gamzelere
Diller yalancı dinler bırakır canını sokak ortasına
Öldürür kafir sudan sebeplerle
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bir film yazmış ahmet.İstanbul bu sitede en çok tartışılan popülerite sıralamasında 1. olan şiiri.İstanbul u ele almış 78 yılından izler taşımış ve günümüze uyarlamış yaşanan gerçek hikayeleri.Çok fazla konuşmak istemiyorum açıkçası şiir çok fazla.Ahmet fazla gerçi.Ona bayılıyorum.Hayata bakış açısı düşünceleri kalıba sığmadan duygulu ve içten.Bazen adam soruyor ben nerdeyim diye.Ne yapıyorum diye.Sonra birden kendine gelip mesajı özümsüyor.Ve ahmetim vazgeçilmez biri oluyor.Rahat ve relaks aynı zamanda sarhoş tutarlı..
Bu şiirde de istanbul görmek istediğimiz gibi değil ve biz bu istanbulu yarattık hata bizde mi yoksa tarih tekerrür mü ediyor mesajı herkese hayırlı olsun.Ahmet için söylenen alkoliktir tabirine karşı söylemek isterim ki.Neden ? Kime ne? Alkolik veye değil bunu neden buraya yazarsın ki o kadar mı kafasız BU MİLLET.
Küçüktüm….Yanına geldiğim zaman çok küçüktüm
Gerçi senin yanında hep küçük olacaktım ya
Sobalar yandı..Portakallar ilk tazeliğinde
Her kasketliyi deden mi sandın sorusuna
Gözyaşlarımla karşılık verdiğim cevap oluverdin birden
Hileydi yaptığın….daha kapı bile alamamıştım
Bir bilsen seni ne çok özledim
Her çalan kapıyı açtığımda işte yine o tanıdık telaş
Karşımda dedecim…Boynuna atlayan eşek sıpası..
Elini vicdanından çek
Çektim.. vicdanımla hareket etmeme izin de vermiyorlar artık
ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK ŞOK
BULDUM ....EN SONUNDA BULDUM ARKADAŞLAR BU ŞİİR OLAY....DEDESİNE YAZDIĞI ŞİİRİN BİRAZI GERÇİ ŞİİRİ OKUDUM HALA YARIM TAMAM DEĞİL.AMA MEHMET AMCA YATTIĞI YERDEN KALKIP BU ŞİİR İÇİN TEŞEKKÜR ETMİŞ AHMETE RÜYASINDA...KELİMELER ÇOK ACIKLI RESMEN AĞZINIZA SIÇICAK.......BU ŞİİRİ MİLYONLAR OKUMALI DERİM.SİZ NE DERSİNİZ.
bir kızıl goncaya benzer dudağın şarkısıyla birlikte yazdığı lünapark ahmetin hayatında dönüm noktasıdır.sözler süper....dil süper...gözyaşlarınızı tutamıyosunuz bu şiiri okurken.bölüm bölüm yazılı yukarda.haepsi değil tabi.Ahmetimin iznini aldım yazarken haa ona göre...Ama bu kadarına izin verdi..
ŞİMDİ BANA NEDİR BU DÜŞMANLIK DİYE TELEFONLAR GELDİ.AHMETİN AKRABALARINDAN NE İSTİYORSUN??cevabım ben düşman filan değilim.Yanlız AHMET KENDİNİ BİLEREK YAKINLARINDAN KENDİNİ ÇEKMİŞTİR.Çünkü ailece nazara inanan özellikle ahmetin akrabalarının kendisine nazar değdirdiğini ailesine NAZAR DEĞDİRDİĞİNİ,KISKANDIKLARINI Ahmetin özel hayatı hakkında çok konuştuklarını biliyorum.Ahmette son 2 -3 yıldır hep gündemde ve önde olmaktan sıkılmış o yüzden kendini fazlasıyla çekmiştir.Hala kıskanırlar arkalarından konuşurlar.Ahmet bana demişti ki annem ve babamla kavgalarımız çok oldu zamanında gençlik oluyor tabi..Ama şimdiki aklım olsaydı kimse bu tartışmalarımızı bilmezdi ve kimsenin yanında da ne ANNEMLE NE DE BABAMLA sürtüşürdüm.Bunlar hep onların istedikleri şeylerdi.Elbette insan en yakınlarıyla gün gelir tartışır ama AHMETİN YERİNDE OLMAK kaldırılması çok zor bir durumdur.
AİLEMİ KISKANIYORLAR.......
Ahmetin annesi ve babası yaklaşık 26 sene aşk yaşamıştır.Ne güçler ayırmaya çalışmış ne fırtınalar esmiş hayatlarında.Ama aralarındaki aşk ve bağ o kadar güçlüymüş ki bugünlere kadar gelmişler.Bende kendilerini tanıyan biri olarak hayriye ablama ve engin abime bir ömür boyu mutluluklar diliyorum....Ahmet haklı aralarındaki sevgi sadece yakınlarını değil tüm insanlığı kıskandırır..Dilimizi ısıralım..nazar değmesin maşallah...(bunları ahmet okursa diye yazmış bulunuyorum)O yüzden akrabalarına takmış bi durumum zaten yok.Yanlız ahmetin bir teyzesi var tanımanız farz olsun.Adı aklıma gelmiyor ama süper bi insan.
Ahmet canıbayın istanbulu günümüzden çok daha farklı.Belki de eski istanbulu özlüyor.Ama şunu söylemek daha doğru olur: Eskiden saflık ve duruluk istanbulun özüydü şimdi maalesef bu geçmiş zamanlarda kaldı.Ahmetin şiirinde de zaten bu fazlasıyla işlenmiş.Onunla ilgili söyleyecek söz o kadar çoktur ki.Mesela onun bir an bile yanlız kalamadığını biliyorum.Sık sık telefonla aranır, geleni gideni boldur, kendine nasıl vakit ayırdığını bilemiyorum.Hemen hemen her gece davetlerde veya partilerde.Onun dışında arkadaşları ve dostları onun yanında.Yatarken bile ahmeti rahatsız ettiklerini düşünürüm.Çünkü onun yanına yatmak isteyen bi o kadar da hayranı vardır.Geçenlerde bir otelde verilen davete ahmeti çağırdılar.Bende aradım,gidecek misin diye.Yoo dedi düşünmüyorum.Sonra eve kadar araba göndermişler.Zorla ahmeti alıp getirdiler.Ve bunu yapan gizli hayranı olan bir şahıs.Hatta otelde suit oda bile ayarlamış o gece ahmet orda kalacak diye.Ahmet bu yüzden hiç yanlız çıkmaz.Yanında mutlaka bir kaç kişi vardır.Kalabalık gezer.Odanın içinde kalp çikolatalar mı istersen çiçekler var.Rüya gibiydi.Sonra hayranı X KİŞİ geldi ve ona teşekkür etti buraya kadar gewldiğin için dedi.Aşağıda da 1 tane şarkı söylemişti bu arada.Kimse Bilmez şarkısını söylemişti.Ve aslında o şarkının anlamı x kişi için çok önemliydi...Gerçekten de şarkıda olduğu gibi kimse bilmez kimse bilmezdi.
iyigeceler
Böyle demiş ahmet.Başka olur yalnızlık bu şehirde..Galiba duygusalım bugünler.Ağlayasım geliyor.Şiirde istanbulda yaşanmaz artık mesajı herkese....bi lodos lazım şimdi bana...
Seni çok Seviyorum.
Kesin Bu şiir.Bence istanbulu çok iyi anlatmış.Bu sitenin başında çok fazla şair varmış burda onu gördüm 15 bin küsür ama Ahmet tıklanıyormuş.Verilere baktım İstatistiklerden. Mükemmel Nazım Hikmetin üstünde adının yazılması nasıl bir duygu sayın Canıbay.Şiir hakkında yazmak istiyorum çok akıllıca bu şiir tam hikaye mantık lı yanlız.Ahmetten beklenmedik bi durum bu.İstanbul oğlanı götürüyor derken de hayatın içinden cımbızlamışsın Ahmet.Sen ne demek istediğimi anlarsın.Bu klasik müzik eşliğinde okunması gereken bir şiir.Ahmet, bu kadar hazineyi nasıl içinde tutuyor ya da olumsuz bir hayatının olduğunu biliyorum ama nasıl bu kaadr söyleyecek sözü sıkıştırıyorsun hayatına anlamış değilim.Senin gözlerine bakınca gülüyor insan bende...Benim yine problemlerim var ahmet çabuk gel ve beni de ara gelince.
Evet bu şiirin çok fazla önemi var yani İstanbul yaşanılır veya vazgeçilir bir şehir olma özelliğinden çok İnsanın ömrünü kısaltabilmesi özelliğini de taşır ki Şair bunu çok süper yansıtmış.Güzel bir şiir arabesk ve yine ahmet'in isyanı..Burda dikkat çekilecek bir kelime var o da kesinlikle şairin hayatının özeti bence.Siz ne dersiniz bilmem ama İstanbulun güzelliğinden eser yok Ama İstanbul hep boğazıyla zengin olacak.Tıpkı şiirde olduğu gibi.doğru yaralara parmak basmışsın.
Kenan
Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta