Seni düşünmek;
Surlarında dans etmek, adrenalinin sınırlarını zorlayarak.
Güneşin ilk ışığında kucaklamak kız kulesinden, sıcaklığı
Ve geceye dek,
Seni düşünmek;
Hayal kırıklığının, arnavut kaldırımlarında can çırpınması,
Yarı kapalı gözün, tam açılması Çamlıca’da,
Sevgiliden bir buse kopararak.
İstanbul,
Seni Düşünmek;
Kadıköy’de simit ayranla beraber
Laleli’de tekrar aşık olmak sevdiğine.
Ayasofya’da mozaiklere dalıp, Bizans’tan çıkmak hayallerle.
Piyer Loti sırtında “bir ilkbahar zamanı”
Şarkılar söylemek seni seyrederek.
Ah İstanbul seni düşünmemek ise;
Güzel bir kadının, kezzap dökülmesi yüze,
Ahşap konaklardan sıçrayan bir ateş gibi yanmak,
Sönmeksizin.
Izdırab çekerek içmek, Angora Meyhanesi’nde sabaha dek,
Kıyısına inememek Süreya Plajı’nın.
Çayla kahve arası kalmak, Melekler Kahvesinde
Masum martıların, yırtarcasına dalması denize.
Üsküdar Vapur iskelesinden vapurun, yolcusuz kalkması
Seni düşünmemek.
İstanbul,
Görmüş geçirmişsin tarihin inceliklerini,
Mimar Sinan’la yükselmiş Sultan Ahmet Camii,
Tophane kıyısı anlatsın, yağlı kızaklardan kayan gemileri.
Doğu Roma’ya, kaç yüzyıl başkent olmuşsun
Gökyüzünden izlemiş seni Hazarfen,
Ve demiş ki Martılara:
“Benimde artık kanatlarım var,
Haydi yarışalım sizlerle,
Galata Kulesi’nden, Üsküdar’a kadar.”
İstanbul,
Sarmışsın en son kendi geleceğini sımsıkı.
Biliyor musun?
Leandros ve Hero aşkları, o kız kulesinin sönen fenerinde kaldı.
Büyülü Marmara denizi içinde, nice sevdalar kucaklaştı,
Kayalara kafa tutan hırçın ama; coşkulu dalgaların sesi,
Unutturdu, giden gemilerin içindeki sevgilileri.
İstanbul Biliyor musun?
Martılar bana kırgın,
Vapurdan simit atamadım onlara.
Denizinin tuzunu hissetmedi bedenim.
Ne Hisarda bir bardak taze çayına oh dedim,
Ne Heybeli de, bir fayton sefası çektim boylu boyunca.
Senli her şeyi özlemekteyim.
İstanbul Biliyor musun?
Nasıl köpürür içimdeki sana olan özlem.
Seni görmedim, inceliklerini de bilmem.
Tarih kitaplarıdır, medyadır,
Sana olan özlemimi gideren.
Bilirim ama,
Ufacık ellerin, caddelerinde mendil uzattığını.
Çingenenin, Kadıköy’de sevenlere gül sattığını.
Yosmaların, kırmızı pabuçlarıyla sokaklarda dolaştığını.
Genç kızların hayallerine,
Babanın, ekmek peşine koştuğu koca bir şehirsin.
İstanbul’sun sen.
Benden selam İstanbul,
Gezip görenlere, yaşayıp bilenlere.
Koca Sinan’dan,
Sultan Ahmet’deki güvercinlere.
Tranvaya binen çocuğa, yaşlıya, gence,
Benden selam olsun yedi tepeli şehrime.
Kayıt Tarihi : 6.4.2006 11:25:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

içten ve lirizmi yüksek
güzel bir şiir olmuş
tebrik ve başarılar figen
Ahmet Zekai Yıldız
TÜM YORUMLAR (8)