Gece, tatlı bir meltem eser
Kadıköy’den Karaköy’e...
Üsküdar’da hayat dururken
İstiklâl cıvıl cıvıl, renk renk.
~~~
Herkes kendi dünyasında,
Kiminde neşe, kiminde keder...
İstanbul bu ahengin binbir türlüsü,
Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı.
İstanbul...
~~~
Sessizliğe boğulur gündüzün en temaşalı rıhtımları,
Gemiler çekilir yuvalarına.
Deniz sonsuz bir karartı, hava mis...
Tefekkür edilecek saattir şimdi,
İstanbul...
~~~
İstiklâl’den Beşiktaş’a tatlı bir telaş,
Sabaha kadar trafik tın tın.
Esnaflar şenlidir Ortaköy’de,
Kepenkler indi çoktan Arnavutköy’de...
İstanbul...
~~~
Ben yalnız yürürken Balat’a doğru,
Işıkları selam durur Galata Kulesi’nin.
Köşede, elinde gitarı bir genç,
Veysel’den mırıldanır:
"Uzun ince bir yoldayım..."
İstanbul...
~~~
Gece döner, sabah olur,
Çakırkeyif olanlar evinin yolunu bulur.
Biz de çekilelim artık evimize...
Ne sarhoş olabildik,
Ne keyif bulabildik...
Asaf Adali 2
Kayıt Tarihi : 6.6.2025 19:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“İstanbul” şiirinin hikâyesi Bu şiiri kendimi yalnız ve boşlukta hissettiğim bir anda, gece saat 3 sularında Galata’da bir bankta otururken kaleme aldım. Şehrin suskunluğu, kalabalığın içindeki ıssızlıkla birleşmişti o an. İçimdeki boşlukla İstanbul’un nadiren görünen ama insanı içine çeken o derin sessizliği birbirine karıştı. Sanki kelimeler içimden değil de, Galata’nın taşlarından, gecenin ıssızlığından, sokak lambalarının titreyen ışığından süzülüp kalemime aktı. O an ne ben İstanbul’a, ne İstanbul bana yabancıydı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!