“Bir gün toplasam bavulumu,
Uzaklara açılan bir gemiyle
Çığlık atan dalgaların sesinde
Uzaklarda ıssız bir adaya gitsem…
Düşünmesem denizleri, suları…
Ve içinde yaşayanları…
İnsanları ve diğer canlıları…
Her şeyi bir kenara atsam olmaz mı!
Ya da düş gibi rüyalarıma giren
O güzelim anlar hayal bile edilmez…
O yolculuklarda zaman bile geçilmez…
Hani güneşin yokluğunda alçalan denizler,
Gökteki yıldızların gündüzde parlaması…
Serin bir rüzgarda derinlere dalıp gitsem
Olmaz mı…
Söyle! ...
Uyandığımda ıssız bir adaya,
Her yeri cennet köşesi bir adaya
Dalıp gitseydim...”
-“O masallarda kaldı;
Issız ada, anılar…
Yüreğinden bir gerçeği duyar da insan;
İçinden, ta kalbinden…
Cevap verir!
Cevap ver, yüreğinin derinliklerine;
Kalbinin sonsuza vurduğu yere…
Sen de bir gün ağlarsın o ıssız adaya gitmek için,
Yapamazsın…
O senin içinde, ve sen onu yaşatmalısın…
MAYIS 2002
SON DÜZENLEME:
23.08.2009 PAZAR
(14:30-14:35)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Nereye gidersek gidelim, kendimizi götürdükten sonra, kaçmak çare olur mu ki? Yüzleşmek zor gelir çoğu zaman. Çok sıkıldığımızda, çözemediğimiz dertlerle bunaldığımızda ıssız bir ada düşleriz. Hayal dünyamızda kendimizi korumaya almak gibidir bu biraz da... İyi ki hayallerimiz var...
Çok hoştu şiir. İnsanı insanca anlatan... Yüreğinize, kaleminize sağlık Bülent Anamur Bey... Selamlar, saygılar.
Çekip gitsem diyorum demiştim bir şiirimde. Şiiri okurken aynı hislerle yazıldığını düşündüm. ne çok zaman istiyoruz bunu gönülden ama her seferinde kalıyoruz olduğumuz yerde. Gönülden kutluyorum Beğeniyle okudum. saygılarımla..
tebrikler
çok güzel çok içten akıcı bir şiir kutluyorum sizi başarınız daim olsun
ANT.10
Kalbinin sonsuza vurduğu yere…
Sen de bir gün ağlarsın o ıssız adaya gitmek için,
Yapamazsın…
güzellll...yüreğine sağlık..
Her birimizin 'çıkıp gitmek istediği zamanlar'ı olur. Ama sonuçta 'gidilecek bir yer olmadığını' anlar ve döneriz, içimize.
Ne güzel dökülmüş şiire halimiz.
Kutluyorum değerli kardeşim.
Selam ve sevgilerimle.
ANT+
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta