Sen yetiş imdada ya Rasulullah
Perişan bu gençlik, perişan ümmet
Bir kokuşmuşluk ki her yere hakim
Perişan bu gençlik, perişan ümmet.
***
Gözlere inmiş hep gaflet perdesi
Tam geldim der iken yolun sonuna
Gördüm ki göçünü yüklemiş yarim
Kara beliklerin sarmış önüne
basarak göğsüne beklemiş yarim
***
Her çiçeğe bakip yakmış ağıdı
Ya Sabır
Sabır diliyorum kendi kendime
Öfkeden kazancım olmaz bilirim
Allah'a havale et kötüleri
Mazlumların ahı kalmaz bilirim.
Senden bana benden sana hayır yok
Şayet insan gibi yaşamazsak biz
Kimi aç gezecek kimileri tok
Şayet insan gibi yaşamazsak biz.
Beş,altı yaşlarında başladım çerçiliğe
Oyun alanım koca koca üzüm sandıklarının içiydi
Oyuncağım elimdeki kırbaç ve atımızın dizginiydi
Oyuncağım terazinin kefesindeki gramlardı
Bağırırdım erik var, elma var diye köylerin sokaklarında
Kalbime mühür vurdum kitledim kapısını
Vefasızlar girip de bozmasın yapısını
Öyle temiz, pak kalsın güven versin şu cana
İtimat mı koydular sevgiliye cânâna.
Sen ki gözümün nuru, bebeğiydin bir tanem
Kutup yıldızı gibi yol gösteren okumdun
Kulak, burun, göz gibi vücutta vaz geçilmez
Koklayıp hissettiğim en kıymetli dokumdun.
***
Okyanus ortasında garip kalmış bir tekne
Temaşa eyleme dertli halimi
Arşa çıkan feryadımı duy gayrı
Yeter inleterek cefa verdiğin
Kendini yerime nolur koy gayrı.
Sitemim o zamana görmüş idim ben seni
Sanki mızrak misali delmiştin sen sinemi
Şu gönlüme taht kurup oldun onun sultanı
Görmez oldu gözlerim görmez oldu cihanı.
Zaman, devran geçti yaşım kemalde
Uslan deli gönlüm, dur deli gönlüm
Uğraşma beyhude olan işlerle
Kendine bir dizgin vur deli gönlüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!