İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. 1993 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazanarak İstanbul’a taşındı. İlahiyat eğitimini yarıda bırakarak bu kez aynı üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema bölümüne kaydoldu.
İlk şiiri Kaknüs Dergisi’inde yayınlanan şairin; Hece, Yedi İklim, Dergah, Kırklar,Fayrap, Atlılar ve İtibar gibi dergilerde de şiirleri yayınlandı. "Portakal, Turta, Bir de Kirpi", "Ablam Uzak Ülkede" ve "Amerika Sen Busun" isimli üç şiir kitabı var. "Ablam Uzak Ülkede" ile 2004 yılında Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü'nü aldı. "Başka Masallar" isimli bir "büyüklere masallar" kitabı da olan şair, ayrıca belgesel senaryoları da yazdı. Senaryosunu yazdığı belgeseller arasında "Aliya", "Cahit Zarifoğlu – Yaşamak" ve "Roger Garaudy" var. Bu belgesellerden "Aliya", "T.Y.B Yılın Belgeseli" ödülünü aldı. "Cahit Zarifoğlu – Yaşamak" ise Antalya Film Festivali'nde finalde yarıştı.
İsmail Kılıçarslan'ın senaryosunu yazdığı pek çok TV filmi var. Bunlardan "Susuzluk" ve "Baba Evi", 2006 yılında yönetmen Nazif Tunç tarafından filme alındı.
Eserleri
Eserleri
Şiir
Portakal, Turta, Bir de Kirpi
Ablam Uzak Ülkede
Amerika Sen Busun
Masal
Başka Masallar
Belgesel
Aliya
Roger Garaudy
Cahit Zarifoğlu - Yaşamak
Gönlümüzde Yaşayan Peygamber
Osmanlı'yı Kuran Şehir Bursa
TV Filmi senaryoları
Susuzluk
Baba Evi
Kara Yılan
TV Programları
Meksika Sınırı, Ülke TV(Yusuf Armağan ve Mehmet Çelik ile beraber sunmaktadır.)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Arif Damar' ın çıktığı yolculukta yolunun açık olmasını diliyorum.
Gelelim Hak Şahini rumuzu ile 'Beray-ı malumat! ' ta bulunan kişiye cevaba;
Siz Cumhurbaşkanını sevebilir, aşık olabilir, onu koruma gereksinimi duyabilirsiniz. Bu tamamıyla sizin tercihinizdir. Bir diyeceğimiz yok.
< ...