İSLAM ŞİİRLERİ

İSLAM ŞİİRLERİ

Şerafettin Muş

Sizler de Din İman İnsaf Yokmudur

İsrailli üç genç ölü bulundu
Kim yaptı kim etti kim ne istedi
Bu topraklar al kan ile yoruldu
Zalimin zulmuna dur diyen yok mudur

..

Devamını Oku
Yusuf Aygun

DİNİN DÜNYEVİLEŞTİRİLMESİ (SEKÜLARİZİM)

İslam’ın en temel umdesi olan Allah için (lillahi) ve Allah adına (fi sebilihi) iş yapma olgusu dünyevileşme süreciyle kaybetmekte olduğumuz iman’i değerlerimizdir.Salih amel olarak vasıf edilen ve sırf Allah rızası ve Allah adına yapılan her tür iş bu kapsama girer.Allah Resülü iman’ın şubelerini sayarken 72 şubeden bahsetmiş ve en yüksek şubeyi kelimeyi Tevhit en düşük şubeyi ise yoldan geçenlere eza veren bir taşı kaldırmak olarak sınıflandırmıştır.Burada dikkati çeken diğer bil ölçü Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmek yine imani bir amel olarak zikredilir.Dolayısıyla bütün işlerde bun temel ölçü esastır.İslam bir işi besmele bilinci ile yapmak bunun zıddı olan dünyevileşme ise besmeleyi ortadan kaldırıp dünyayı ve menfaati onun yerine koymak esasına dayanır.Ameller tarih boyu bu iki niyet çerçevesinde gerçekleşip durmuştur.Besmeleyi kaldırmanın diğer bir ifadesi bu gün laiklik olarak ortaya konulmaktadır.Aşkının kamudan ve hukuktan dışlanması olarak algılayacağımız bu ideoloji dünyevileşme dolayısı ile besmeleyi(Allah adına iş yapma) dışlama faaliyetidir.
Son iki yüz yıldır bu dünyevileşme batı eksenli düşünme ve batının kör hayranlığı neticesinde İslam dünyasında da hakim ideoloji haline gelmiştir.Fakat bu sapmanın temeli kurumsal olarak Emevilere kadar dayanır.Bireysel olarak ise önceden abit bir sahabe olan Salebe örneğinde vücut bulan bu dünyevileşme daha sonra Emevilerle bir yönetim biçimi haline gelmiştir.Devleti ve yönetimi kutsallaştıran hatta Arap ırkını mitleştiren tavrın çözülüşü olarak başlayan dünyevileşme ve bu ifrat duruma karşı terfidin ifadesi olan saltanat zevk,sefa ve zülüm kurulan bir düzen Abbasilerle devam eden ve Allah adına işlenen zülümler,Allah’ın yer yüzündeki gölgesi olarak ünvanlandırılan sultanlar ve bunların güya Allah adına işlediği cürüm ve işkenceler ortaya koymaktadır ki bir işi Allah adına işleniyor diye lanse etmek o işin Allah’ın rızasın uygun olduğunu ispat etmek için yetmemektedir.Burada temel ölçü ‘emredildiğin gibi dost doğru ol.’emri ilahisidir.Bir iş hem Allah adına,hem Allah için hem de Allahın koyduğu temel ilkelere uygun olacak ki orada Salih amelden söz edilebilsin.Amel görünürde kurallara uygun da olsa Allah için değilse ondan Salih amel olarak söz edilemez.bu o işin iyi niyetle yapılsa bile temel kurallara uymaması durumunda da aynı sonucu doğurur.Yahudileşme de diyebileceğimiz bu felsefenin temel argümanı dini besmeleden uzaklaştırıp sırf zahiren hukuka uygunmuş gibi gösterme diğer bir ifade ile muhafazakarlık olgusudur.Politika ile (siyaset kastedilmiyor) hayatımıza ve inancımıza musallat olan –bazan devlet baskısını ve din dışı eğilimler bahane edilerek-muhafazakarlık ve ılımlı İslam söylem ve anlayışı bu dünyevileşme ve raydan çıkışı ifade eden ideolojik kavramlardır.Bu mantığa göre aslı yerine uygun benzerini ve ılımlısını (yılışığını) koyma –Yahudiler gibi Cumartesi balıkların önünü bentle kesip Pazar avlayarak avlanma yasağına uyduğunu zannetme-modern tabiriyle ortanın sağı,merkez sağ,muhafazakar milliyetçi,reel politik gibi tabirler bu dünyevileşmeyi ifade eden kavramlar olarak ortaya atılmakta,Allah katıksız (hanif) bir inanç ve nizam isterken değişik gerekçelerle bazen da kasten İslam ülkelerinde ortaya çıkan İslam Liberalizmi, İslam Sosyalizmi, yeşil Müslümanlık ve ılımlı İslam gibi nazariyeler hep bu dünyevileşme ve aşkını dışlama ve süte su katma hastalığının tezahürleridir.Bazen dünyevileşmeye güya masumane şu gerekçede mazeret olarak sunulabilmekte:İslam karşıtları onun gerçek hali ile yaşanmasına ve savunulmasına müsaade etmiyor o zaman menderes çizelim,saman altından su yürütelim,en azından bir kısmını sulandırıp seyreltelim,ehven,i şer olanı yahut maslahat olanı yaşayalım İslam siyasetini yaşamak mümkün değil,o zaman Müslümanlar olarak mevcut sistemi işletelim v.s gibi argümanlarla kitleyi sistemin içine çekmekte ve dünyevileştirmektedir.bu argümanların ne kadarı ne ölçüde doğrudur bu başlı başına geniş ve problemli bir konudur ama ümmeti taşıdığı nokta maalesef dünyevileşmedir. bu şekilde din karşıtlarının zorbalıkla ve baskıyla beceremediği şeyi Müslüman politikacı becermekte kendisiyle beraber Müslüman kitleyi dünyevileşmenin kucağına sunmaktadır.Bu bir nevi Müslüman siyasetçi eliyle seküler rejimin kutsanmasıdır.Büyük imamların hayatlarını incelediğimiz zaman onların Emevi ve Abbasi yönetimlerinde görev almaktan şiddetle kaçındıkları hatta teklif edilen büyük makamları işkence görmek bahasına reddettikleri hatta büyük imam Ebu Hanife ‘nin bu sebeple zindanda işkence altında şehit olduğu bilinen bir tarihi gerçek olup hep bu sistemi meşrulaştırma endişesinden kaynaklanmaktadır.
Dünyevileşmenin en temel karakteri beşeri ideoloji ve sistemlerle ilahi otoriteyi sentezleme çabasıdır bu çaba dinin beşer arzu ve isteklerine kurban edilmesi olarak ta algılanabilir.bunun ismi ister laiklik ister muhafazakarlık isterse de ılımlı İslam olsun netice hep aynı noktaya çıkmaktadır.Katıksız ve halis bir din yerine batıl elbisesi giydirilmiş hak kisvesidir bu.Oysa İlahi otorite dini Allaha tahsis etmeyi emretmektedir.Bu dinin en yetkili temsilcisi olan H.z. peygamberin örnek mücadelesi incelendiği zaman onun bu tip bir sentezi şiddetle reddettiği sağ eline güneş sol eline ay verilse de böyle bir uzlaşı ve tavize yanaşmadığını ve en son aşamada ‘sizin dininiz size benim dinim bana.’Bkz.Kafirun Süresi diyerek bu sentez ve uzlaşmanın mümkün olmayacağını ve de hak ile batılın asla bir noktada buluşup uzlaşamayacağını ortaya koymuştur.Her ne sebeple olursa Olsun bu böyledir.Peygambere dahi maslahat ve reel politik olarak böyle bir uzlaşı hakkı tanınmamıştır.kaldı ki diğer kulların bu konuda hiçbir yetki salahiyetleri yoktur.
Diğer bir dünyevileşme hastalığı beşeri felsefelerle İslam’ı yorumlama yanlışlığıdır.tarihte de sıkça rastlanan Hint ve İran mistizmi yada Bizans ve Yunan felsefesi yada diğer milletlerin efsaneleri ile İslam’ı yorumlama çabası hep aynı sonucu vermiş ve ortaya Kuran ve sünnetten uzak Allah’ın kabul etmeyeceği düşünce biçimleri çıkmıştır.Bu gün de Rasyonalizm,pozitivizm v.s gibi modern düşünce ekseninde Kuran ve sünneti anlama ve yorumlama çabası bu dünyevileşmenin ürünüdür.Bu dini kendi asli bağından ve otoritesinden koparıp dünyevileştirmedir.
Modernizm ve İslam moderniz mi olarak tabir olunan İslamı modern mantık ve bilimin ölçüleriyle yorulmama çabası da yine bir dünyevileştirme biçimidir.Mucizeleri dahi bilimsel kurallar çerçevesinde anlamaya çalışan bu zihniyet İslam ahkamını da tarihsel sayma yanılgısı içerisindedir.Oysa İslam genel hükümler ve kevni yasalar anlamında kıyamete kadarki son sözünü söylemiş ve defteri kapatmıştır.Modernizmin kaynağı olan felsefe ve bilim ise şüphe ve var sayım üzerine kurulu olup daha son sözünü söyleyememiş zandan ibarettir.o zaman zanni olanla ilahi olan mukayese edilemeyeceği gibi sentez de edilemez.hele de İslamı bu zann’i değerlerle yorumlamak başlı başına cürümdür.
..

Devamını Oku
Necdet Erem

Üniversite öğrencisi bir kardeşimizin sormuş olduğu;
Şeriat nedir nasıl bir bakış açımız olmalıdır sorusuna verilmiş bir cevaptır.


Selamun aleykum ve rehmetullahi ve berekatuhu.
Ebeden daimen.

..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Çanakkale Zaferi

Birinci Bölüm /Gelibolu Fatihi Süleyman Paşa

1

Gelibolu fatihi Süleyman paşa
..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Çanakkale Zaferi

Birinci Bölüm /Gelibolu Fatihi Süleyman Paşa

1

Gelibolu fatihi Süleyman paşa
..

Devamını Oku
Sevinç Kavuk

Anlam zenginliğinden ötürü filizofların baş tacı!
Yoğun çağrışımlarıyla felsefik düşünmenin tarihinde yer eden ama tanımlanmaya pek de yanaşmayan kutsanmış sözcüklerden biri;
kimilerinde insanın olmazsa olmaz „değer“leri vazgeçilmez
„erdem“lerinden biriyken, kimilerince sakınılması gereken
bir „tutku“ yada sağatılması gereken bir „hastalık“…

Çok zaman da yine olsa olsa bir şeyin, Tanrı, Sevgili´nin,
..

Devamını Oku
Hamdi Oruç

Ötelere Koşu

Koca Yunus
İslamı güneş gördük
Ötelere koşudayız...

Aşk ile yandık
..

Devamını Oku
Mehmet Çoban

Ne mutlu
Nimetsin sen
Barışı unutan toplumlar
Çocuklar, kadınlar, yaşlılar
Barışı unutan insanlar
Savaşta doğup
Savaşta büyüyenler
..

Devamını Oku
Nurgül Yenigün

Sonumuz hayir degil, müslümanlar bize el acin...

Kötü dönemlerin gelisi
Ilerlemek yerinde geri gidisi
Hayira alemet degildir
Bu yalnizca neonazilerin isi

..

Devamını Oku
Abdullah Yaşar Erdoğan

(Şehitlerim, Can Şehidlerim: 58)
(Nihavent Savaşında Şehid düştü)

Nu’mân bin Mukarrin (RA)

Künyesi: Nu’mân bin Mukarrin el-Müzeni,
O, Ebû Amr diye de bilinmekte idi,
..

Devamını Oku
Yusuf Aygun

PARADİGMAMIZ. 27.06.2008
.
Mütedeyyin kesim büyük bir temsili yet problemi ve karmaşası yaşamaktadır.onun içindir ki müslümanların yeniden toparlanıp oluşan bu kaosu gidermesi ve dinamiklerini yeniden harekete geçirmek suretiyle topluma önderlik ve rehberlik etmesi gerekmektedir.bu konuda bir takım olumsuzluklar ve zorluklar vardır ve olacaktır. İslam dininin mensuplarının iyi tespit ve teşhis etmesi gereken bazı hususlar vardır.biz bunları vakayı tespit etme ve objektif kalmaya azami düzeyde sadakatle öz eleştiri ve tenkit sadedinde işlemeye gayret gösterdik.Bunu yaparken şahıs ismi vermemeye şahıslardan ve olaylardan çok vakıa üzerinde durmaya gayret saffettik.Bizim konuyu ele alışımız milat olarak son dönem itibariyledir.yeni dünya düzeni oluşturma çabaları İslam dünyası üzerinde oynanan yeni senaryolar.dinler arası diyalog işgaller ve ve yeniden Siyonist ve haçlı ordularının İslam dünyasına başlattığı sıcak savaş dağılan Rusya bloğunda Siyonizmin yaptırdığı darbeler ve devrimler İslam dünyasında oluşturulmaya çalışılan ılımlı İslam ve demokrasi hareketleri ve bu meyanda gönüllü işbirliği yapma yarışında olan ılımlı İslamcılar cemaatler ve sivil toplum örgütleri ve çözüm olarak Tevhidi İslam konumuzun ana mihferini oluşturdu.Aklımızın yettiğince olayları tespit etmeye ve tartışmaya sunmaya gayret ettik.ve şu kanaatlere vardık.
 Dinler arası diyalog yüzyıllardır süren İslam dünyasını Hıristiyanlaştırma çabasının kuzu postuna bürünmüş kurt misali çağdaş bir denemesi olarak karşımızda durmaktadır özellikle komünist bloğun çökmesi ile vahşi kapitalizmin karşısında engel olarak duran tek güç İslam yükselen değer olarak ortaya çıkmıştır.İslam ı direkt olarak hedef almak onu zayıflatma yerine güçlendirmektedir bunu fark eden emperyalistler taktik değiştirmek suretiyle güya bu dini temsil eden bir takım kurum ve kişilerle sözüm ona. masumane bir takım ilişkilere girmiştir.dinler diyaloga geçirilmiş konsüller toplanmış hatta bu yeni dinin kitabı bile yazılmıştır.İslam dinini temsilen bu diyaloga soyunanlar her türlü farklılığı inkara hazır olduklarını zaten bu farklılıkların teferruat olduğunu ifade edecek kadar her şeyi feda edebilecek konumda durmaktadırlar.Hz peygambere inanmayı dahi gereksiz gören bu kişi ve kurumların kimin adına neye soyundukları çok açıktır.İslam Allah ın son dini ve hz Muhammet onun son elçisidir Hıristiyanlık ve Musevilik İslam ın hükmünü ortadan kaldırdığı ve daha önceden zaten tahrif edilmiş içi şirkle doldurulmuş batıl yollardır İslam ise arı ve duru olarak durmaktadır arı duru ve mükemmel olanın eksik ve bulanık olanla ne gibi diyalogu olabilir bu olsa olsa hak ile batılı birbirine karıştırmak olabilir ki bunun ismi şirktir.İslam ise hak ile batılın diyalogu değil mücadelesi demektir.Bu çalışmaların dikkate mucip diğer bir yönü ise uzlaşma arayan taraflardan hakimiyeti elinde bulunduranın uzlaşmanın ve barışın küçük ortağının dindaşlarının topraklarının bir kısmını zaten işkal etmiş bir kısmını da işkal etmek için proje ve bahane peşinde olmasıdır.Mücadele yerine diyalog diyenlerin tavrı ya safdillik yada maksatlı bir direniş kırma çabasıdır.Hıristiyanlığın ve Siyonizmin dini liderlerinden taktir ve tebrik alan bu kişi ve kurumların iyi niyetli olmadıkları arif olan için malumdur.
 Diğer bir oyun ise müsteşriklerin öğrencileri ve bayileri olan bir takım zevatın ve kurumların dini modernize etme çabasıdır buda önceki bahsettiğimiz husus kadar eskiye dayanan bir süreçtir.dünyevileştirilmek istenen dinin buna aykırı hükümleri konjektürel ortam ve zamanla ilgili gibi gösterilmek istenmekte bir kısım farklılıklar ise sembolik sayılmaktadır bu şekilde din ilahi vasıflarından uzaklaştırılmakta ve tahrife uğratılmak istenmektedir.bunda da gaye dini emperyalizmin kalkanı yapma çabasıdır.bu şekilde din asli unsurlarından arındırılarak emperyalizme karşı bir direnç unsuru olmaktan çıkarılmak istenmektedir.çok yönlü süren bu çalışmalar yerli işbirlikçilerin niyetlerinin algılanamaması ve din konusundaki bilginin ve alimlerin azlığı sebebiyledir ki başarı kat etmiştir.Yeni dünya düzeninin dinini oluşturmaya çalışan bu çağdaş pavlus lar Vatikan İsrail ve İslam dünyasındaki gönüllü ve görevli kişi ve kurumlarla ortak çalışmakta bütün literatürde ortak çalışmalar ortaya koymakta adeta bu yeni dinin temellerini oluşturmaktadır.yeni bir kitap vaz edilmiş adı da FURKAN olarak belirlenmiştir.İslam medeniyetinin tarihi şahsiyetleri olan Mevlana Yunus Ahmet yesevi hacı bektaş ı veli Muhuddini arabi v.s bu ortak çalışmanın kobaylarıdır.ana kaynaklar bu zevatın tahrif edilen felsefesi doğrultusunda yorumlanarak güya ortak bir nokta bulunmakta bu şahısların ismi geçtiği içinde bazılarınca cazip bulunmaktadır.oysa hedef son ilahi vahyi bu noktadan girerek bozmaktır.müslümanların yapması gereken şey ana kaynaklara dönmek ve sağlam bir birikim sahibi olmaktır.
 Diğer bir tehlike mukavemeti bölen ve halkı siyasetten ve emperyalizme karşı koymaktan din adına alıkoyan ve insanlara ılımlı bir din olgusu aşılayan dinin siyasetle ve yönetsel alanla alakasının olmadığı inancını mütedeyyin kesime pompalayan olgudur.Tarikat ve cemaat gibi dini terminolji de kullanılınca inandırıcılık kazanan bu olgu gücünü taklit ve cehaletten almaktadır.şeyhler ve cemaat liderlerinin öğrettiği dinle yetinen bu kesimin emperyalizme karşı yapabileceği bir şey yok gibidir.Çoğu zaman yukarıdan beri saydığım bu akımlar emperyalistler tarafından kaynak olarak ta beslenmektedir tekkeler özel okullar ve bu gibi eğitim ve iletişim kurumları dahi kurmaları sağlanmaktadır.diğer dini kesimler baskı altında tutulurken bunlara dokunan yoktur.Tabi ki hak yolunda olanlar tenzih edilmelidir bizim kastettiğimiz hak kisvesine bürünmüş batıl hareketlerdir.Müslüman hakla batılı ayırıp batılı inkar edebilendir velev ki geleneğinde olsa bile.
 Oynanan oyunlardan diğer birisi ise ta başından beri çeşitli argümanlar ile Müslüman ümmeti dışardan ve içerden çökertme ve bölme böylece ümmet bilincinin İslam dünyasına tarihi misyonundan da kaynaklanan önderlik edebilme imkanını ortadan kaldırma çabasıdır.dışardan darbeler kapatmalar hapsetmeler ve diğer tehdit ve yıldırma yöntemleriyle başarılamayan bu oyun değişik zaman ve zeminlerde içerden hareketi ve hareketleri bölme şeklinde nispeten başarılmıştır.Mısırda Suriye de ve Pakistan da Afganistan da ve birçok İslam ülkesinde İslam i hareketler üzerinde bu yöntem uygulanmış ve bu yolla emperyalizm başarılı olmuştur.Bunun son denemesi ülkemiz düşünülürse siyasi partilerin kuruluş biçim ve yöntemi en müşahhas örnek olarak karşımızda durmaktadır.şimdi bu karakteristik örneği biraz inceleyelim gayemiz bu partileri ve mensuplarının durumunu belirlemek değil bunun ötesinde vakıayı bu spesifik örnekle ortaya koymaktır.Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken bazı hususlar ve alınması gereken tedbirler vardır.Bu tedbirler hedeflenen zararın def edilmesi içindir.
..

Devamını Oku
Seyfeddin Karahocagil

İslâm diyarında ahlak buhranı
Ne zillettir ya Rab, ne zillettir bu?
Ey îslâm çocuğu, nettin Kuran`ı?
Ne zaman bitecek, bu menhus uyku?

Bir tarafta okunurken Ezanlar,
Bir tarafta çırılçıplak gezenler,
..

Devamını Oku
Nurullah Muslu

Buzullara bakın, bir,bir, eriyor,
Zaman ahir zaman haber veriyor,
İmanlı gönüller bunu görüyor,
Evliya yurdudur bizim memleket…

Kıyamet yaklaştı canlar uyanın,
Birlik olun soysuzlara dayanın,
..

Devamını Oku
Mehmed İhsan Uslu

Medet ve inayet senden Ya Rabbi
Rahmetinden mahrum eyleme bizi.
Şefkat ve merhamet senden Ya Rabbi
Rahmetinden mahrum eyleme bizi.

Aman ehli islam zelil olmasın
Cemiyet içinde rezil olmasın
..

Devamını Oku
Abdulkadir Demirci

Asrın umutları milletime kader mi yazar?
İslam kisvesini giydik, onlar yazar Hak bozar.
Başıma mermiler yağsa, top atılsa ne yazar;
Gömer içine ceddimin yüreğindeki mezar.

Anadolum, Malazgirt sırtımda kurumayan ter,
Çanakkale güllerimin solmadan yattığı yer;
..

Devamını Oku
Mikdat Bal

Recep, Şaban Ramazan oruç tutulan aylar
Feyizli, bereketli geçirt bize Allah’ım!
Terk edilir yemekler. meşrubat kahve, çaylar
Cennete koy Kevser’den içirt bize Allah’ım!

Habibi’ne layık kıl gül bağından derelim
On bir ayın sultanı ramazana erelim
..

Devamını Oku
Adem Uysal

K aç müslüman var, hani bana gösterin,
U zayın derinliklerine seyahat eden, bilimsel araştırmalar yapan.
R uhlara nüfuz edip, gönülleri fetheden,
A h, nerede o islam bilginleri? Fa'rabi, Biruni, İbn-i sina...
N e oldu bize, ölü toprağı mı saçtılar üzerimize?
İ badetten ibaret değil ki islam, okuyup öğrenin diyor yüce Kur'an.

..

Devamını Oku
Mikdat Bal

Bir dizi safsata bakmayın beyler
Gayri islamidir dikkat eyleyin!
İslam inancından çıkmayın beyler
Gayri islamidir dikkat eyleyin!

Kimdir o yılışan ihtiyar adam
Melekse olamaz ne bey ne madam
..

Devamını Oku
Tahsin Emek

İN CİNLER DİZİSİ

İçinde yok ise iman
Söyle seni Din neylesin
Okur anlamazsan KURAN
Kitaplar seni neylesin?

..

Devamını Oku
Eşref İnanç

Üstadım öksüz kalamaz, bıraktığın yapı!
Şimdi dar olsada, genişleyecektir çapı
Durmadan gezeceğiz; şarkı, garpı.
*Ulusada küffarın, zemheri canavarı
*Biz devam ederiz yapıya, kalamaz yarı.

Dolaşacağız bütün köy, kasaba, şehiri
..

Devamını Oku