Allah kula akıl vermiş, Kul tövbeyi bilsin diye.
O Hak peygamber göndermiş, kul ahrette gülsün diye.
Ol Muhammed yol göstermiş, Hak yolunu bulsun diye…
Kul yolundan sapar ise, İslam bunun neresinde? ,
Dini dile dolamakla, Müslümanlık olur mu ki?
Tükürdüğün yalamakla, Kul Allah’ı bulur mu ki?
..
Yasemin'e olsun selam,
İslam dinini anlatmış,
Genç yaşında maşallah,
Göksü iman ile dolmuş,
Almanya'da bir gül açmış,
Küfristan hep ona şaşmış,
..
-Saçmalık-
Bir bomba patlayınca, onca masum ölüyor.
İyi, hüznün içinde... kötü, bakıp gülüyor.
'İslami terör' denen saçma-sapan terkibi,
Kendini İslam sanan zavallılar söylüyor.
..
Alemlere sonsuz rahmet gül peygamberim
Alemlere sonsuz rahmet gül peygamberim
Medineye savursalar beni tozlar gibi
Özlerim gül rüyaları
Alemlere sonsuz rahmet gül peygamberim
..
Nerede kaldı insanlık, hani nerede Müslüman
Vicdanlar satılmış, Allah korkusu yok, gözleri bürümüş kan
Kin, öfke, nefret ve zulüm
Katliam, gözyaşı, kan ve ölüm
İnsanlık ölmüş, merhamet yok, kan kusuyor zalimler
..
BAYRAM VE BİZ
Bayramı yine buruk idrak ediyoruz. Daha ne kadar bu bayramlara buruk gireceğiz. İslam dünyası acılar içinde yanıp tutuşurken biz nasıl gülüp eğlenebileceğiz. Bu acılar ne zaman bitecek bilmeyeceğiz, bilemeyeceğiz.
Bayramların bayram olabilmesi için Müslümanların her yerde huzur içinde aynı bayram sevinçlerini idrak edebilmesi şarttır. Bu ne zaman, nasıl olacak. Biz Müslümanlar olarak ne zaman kalkınıp silkinecek, birbirimizi boğazlamaktan kurtulacak, birbirimizi sevecek, birbirimizin derdi ile dertlenecek, birbirine şefkatle bakacak kâfirlere karşı şiddetle, müminlere karşı merhametli olana kadar sürecek bu. Aksine Müslümanlar bu gün birbirine karşı şiddetle, nefretle ve kin dolu olarak bakıyor.
İçimizde bir cemaat çıkıyor, Yahudileri ve Hristiyanları dost ilan ediyor, onların yardımıyla İslam’ı ve Müslümanları sahili selamete çıkaracağını, onların desteğiyle Hilafeti yeniden tesis edeceğine inanarak Müslüman kesime ve kendi inancından olan yöneticileredüşmanca davranarak cihat yaptığını zannediyor. Yıllarca zaten bu ülkede Müslüman gruplar birbirine düşmanca davranmaktan geri durmamışlar. Bir türlü birleşememişler, bir ittifak kuramamışlar, birbirleriyle uğraşmaktan asıl maksatlarını unutmuşlar, asıl görev ve misyonlarını ihmal etmişlerdir.
Müslümanca yaşamak yerine kendi kurguladıkları bir yol ve yöntem içinde yeni bir yaşama biçimi ihdas etmişler, doğru yoldan gitmek yerine eğir yollara sapmışlardır. İslam adına İslam dışı yollara sapmışlar, Peygamberin tarif ettiği İslam yerine kendi kişisel yorumlarına bağlı bir din ihdas etmişlerdir. İslam dışı yollarla İslam davası gütmüşler, yoldan sapıttıklarının farkına varmadan son hızla amaca varacaklarını zannetmişler, cennet yerine ila cehennem-i zümera cehenneme çıkacak yolu tutmuşlardır.
..
HZ.HÜSEYN VE KERBELA
Efendimiz SAV. Ve Hulefa-i Raşidin (R.A.) den sonra maalesef büyük fitneler yaşanmış ve bu fitneler İslam aleminin geleceğini yüzyıllar boyu etkilemiş, ve hala daha etkilemektedir. İslam'ın intişarının ilk dönemlerinde münafıklar belirmiş mescidin ön safında da namaz kılan münafıklar efendimiz as. Tarafından teşhir edilmemişti. Aksine onları gizlediği gibi onlara iltifat da etmiş, böylece onların düşmanlıklarını bir nebze olsun azaltmak istemişti.
Özellikle İslam’ın güçlendiği Medine devrinde Yahudiler kısmen ilerinden Müslüman olanlar çıktıysa da bazıları da Müslüman olmadıkları halde Müslüman görünerek eski inançlarına bağlı kalmışlardı. Ancak İslam’a olan kinleri ve inançsızlıkları nedeniyle düşmanlıklarını sürdürmüşlerdi.
Bu nifakçı kesim zaman zaman bozgunluk çıkarmış, savaşa giden Müslümanları caydırma görevlerini ifa etmişlerdi. Abdullah bin Übey bin Selül gibi büyük fitneci Yahudi asıllı münafık faaliyetlerine hiç ara vermemiş Müslümanlar arasında sürekli fitne kazanını kaynatıp durmuştu.
..
ÇAĞDAŞ İSLAM DÜNYASI VE GERÇEKLER
İslam en çok ittihadı, birliği ve beraberliği emreden bir din. Nasıl oluyor da birlik ve beraberliği, ittifak ve ittihadı emreden bir dinin mensupları nasıl oluyor da birlikten uzak, birleşmek ve yabancı, her hangi bir konuda ittihat değil ittifak bile yapamaz hale gelen, bölük pörçük topluluklar olarak yaşıyor ve kendilerine Müslüman adını yakıştırıyorlar.
En ufak bir konuda bile anlaşamayan, birbirini dinlemeyen, dinlemeye bile yanaşmayan, uzlaşmayı lügatine bile sokmayan zavallı çağdaş Müslüman. Tam bir söyletmen, vurun psikolojisinde bir kitle. Bu Müslüman milleti onlarca devlet kurmuş, o devletler içinde bile yüzlerce fırkaya ayrılmıştır. Bunca ayrılık ve ayrışmadan sonra nasıl olur da birlikten bahsedebiliriz.
Bugün dünyanın her tarafında Müslüman devletler arsında tek bir sulh adası kalmamıştır Türkiye hariç. O da son birkaç yıldır başlatılan görüşmelerle son büyük terör dalgasından kurtulmaya çalışmakta, ancak bu barış ortamı da her an bozulmaya hazır bir halde durmaktadır. İç ve dış düşmanlar bu sükûnet adasını da yeniden karıştırmak için hazır halde durmakta, harekete geçmek için en ufak bir fırsatı ganimet bilmektedirler.
Yeni Roma’nın Siyonizm’in emrindeki uluslararası sermaye şirketlerinin eliyle yaptığı çalışmalar İslam ülkelerinin her bölgesinde karışıklıklar çıkarmakta, Müslümanlar da bu fitneye gönüllü olmaktadır. Yıllar önce Yahudi asıllı ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’ın ifade ettiği kehanetler bu gün ortaya çıkmaktadır. O kehanet neydi hatırlayalım: ‘Artık Hristiyan dünyası birbiriyle savaşmayacak. Hristiyan dünyası İslam dünyasıyla savaşmayacak. Bundan sonra İslam dünyası birbiriyle savaşacak.’
..
Zulüm İlelebet Payidar Olmayacaktır
2
MÜSLÜMAN VE ZULÜM
Müslüman zulüm yapamaz. Kâfir, zalim olabilir ama Müslüman asla ve asla zalim olmamalıdır, olamaz da… Zulüm ve İslam: bir araya gelmesi en son düşünülebilecek iki kelime. Ancak bu gün küffar kadar Müslümanlar da zulümle iç çe. Oysa İslam mazlum olmayı kabul edebiliyor,amma zalim olmayı asla kabul edemiyor.
..
Yeniler bilse eskilerin kıymeti
Hele bir de duysa çektiği eziyeti
Namlunun ucunda geçirdiği günleri
Bir lokma ekmeğin on kişinin pay edişini
Yoktu bir yatak bir yorgan yatacak yeri
Görseydi üç beş ülkücünün aynı yataydaki kardeşliği
Sobasız, elektriksiz sabahları ettiği
..
-Din-takım benzetmesi! -
Kötüye şut çekersek, ortada iyi kalır.
Şike tepildiğinde, siporun beyi kalır.
Katmam batıl olanı İslam'ın havuzuna;
Sonra, duruluk gider, tatsız bir mayi kalır.
..
Hak cihat emrini boşa vermedi
Cihat yeri gösterildi Karabağ.
Cihattan kaçanı boşa yermedi
Cihat için haydi dedi Karabağ.
Allah bizimledir hak bize güldü
Rusya parçalandı zincir kırıldı
..
İslam ne güzel ne güzel dindir,
İbadetler sarsılmaz enerjimdir,
Ağlayan kalbimin ilacıdır…
Tüyü bitmemiş yetimi,
En ücra köşede koruyandır,
İslam, ben sana teslim oldum,
İmanın tadını sende buldum,
..
Mekke'de cehalet varken,dünya'ya geldi Muhammed,
Güneş gibi parladı,oldu bereket,yağdı bol rahmet,
Nura gark oldu,Muhammedil Emin,şefaatiyle,
Sen alimsin,alemlerin efendisi,sevgili peygamberim.
...
Çocuk yaşında,anasız,babasız,kaldı bi çare yetim,
Dedesi Abdulmuttalip, sahip çıktı Allah aşkına,
..
-Bu kötü olay-
Memleket'te, haramı, çekip yutanlar varmış.
Büyük balık hevesli, sinsi kutanlar varmış.
Mabetler yapılırmış, durmadan, süslü-püslü;
Amma İslam ruhunu, uzak tutanlar varmış.
..
-Anlayanlar çoğalır inşallah! -
Doğruyu, bilmeyerek, kötü zanlayanlar var.
Müslüman etiketli ortam kanlayanlar var.
Amma ki, ABeDe'de, şeytan engel olsa da;
'İslam dini' ne demek, bilip anlayanlar var.
..
Türk'ün soyunda baş birdir iki olmaz
Oğuz oğlu oğuz soyuna sahip çık
Kurd Sürüsünde baş birdir iki olmaz
Şaman'ın sazında makam ayrı olmaz
Raksederken de kopuzuna sahip çık
Mete han dedikçe ülkümüz birleşir
..
O resul ki müşrikler ona vat etmişlerdi taht ve köşkü
Vat etmişlerdi daha nice mal, servet ve mülkü
Ret etmişti hepsini, Allah'ın vadi yanında bir hiçti çünkü
Çünkü islam haktır, Hakkı batıla tercih etmek mümkünmü.
O peygamber ki ümmetiyle iç içe yaşardı islam bilincinde
Açlığa mahküm edilmişti müşriklerin abluka çemberinde
..
41 ALTIN YIL
Arif Damar’ın marka tespiti ne kadar doğru. Evet, İmam Hatip Okulları bir markadır… Yarım asırlık bir marka. Ülke tarihine damgasını vuran bir marka. Bu ülkenin kurtuluş sembolü olan bir marka.
Bu ülke yıllar önce oryantalizmin hain planları sonucu yıkılan imparatorluğun son mirasçısı. Koca bir imparatorluktan küçük bir vatan parçasına sığınan İslam’ın son temsilcisi olan devleti aliye: yüce devleti yücelikten indirip alçaklığa aşağılığa mahkûm ettiler. Hem de kimin eliyle. Oryantalizmin yetiştirdiği iç ve dış düşmanlar eliyle… Bu düşmanlar ki Devleti Aliye i Osmaniye’ nin yedi kıtada at koşturduğu yıllarda bu büyük devletin himayesinde olmayı, onun tebaasıyla herhangi bir ilişki kurabilmeyi iftihar vesilesi saymış kendi aralarındaki ihtilaflarda onun hakem ve hâkimliğine başvurmuş, başı sıkıştığında ona sığınmıştı…
Ne oldu da koca bir cihan devleti ve onun coğrafyasında İslam ümmeti parça parça oldu, zillete düştü, küfrün elinde inim inim inler oldu. Milyonlarca İslam evladı katledildi, milyonlarcası yurtlarından çıkarıldı bir o kadarı da zulmün pençesinde kahrı perişan oldu ve olamaya da devam ediyor…
Batının karanlık dediği ortaçağda Osmanlı ilim düşünce ve sanatta en ileri noktalara varmış bu yolla fetihlerden fetihlere koşuyordu. Bu fetihlerde ışığını İslam’dan alan bir ilim ve düşünce vardı. Ama ne oldu batı bu sırrı çözdü. Haçlı seferleriyle ülkesine götürdüğü eserleri çevirerek başladı işe. Teknolojiyi keşfetti. İslam âlimlerinin kitaplarında gösterdiği yoldan giderek pratikte devrim başlattı. Onunla da yetinmedi bir türlü benimseyemediği İslam âlemin gizli ve açık bir savaş başlattı. Oryantalizmi kurdu. Müsteşrikler yetiştirdi. Onunla da yetinmedi. Mustaripler yetiştirdi.
Müstağripler batının gönüllü köleleriydi. Makam ve mevki uğruna ülkelerini satmayı seve seve kabullendiler. Ünlü sadrazamın dediği gibi ‘ Biz içten, siz dıştan bir türü yıkamadık şu Osmanlıyı. O halde en güçlü devlet Osmanlı’. Evet, bu batıcı aydın 2 yüzyıldır bu milletin hayatına damgasını vurdu. Önce Jön Türk’ler, Genç Osmanlılar, sonra İttihat Terakki ve hempaları sonra mason localarında yetiştirilip ülkenin başına bela edilen zavallı karanlık intelijansiya…
İşte bu kendini batıya satmış aydın tipinin son temsilcisi olan köy enstitülerinin karşısında bu milletin ruh kökünden neşet etmiş, Necip Fazıl’ın büyük doğularda işaret ettiği Sezai Karakoç’ un diriliş nesli, değdi Mehmet Akif’in ‘Asım’ın Nesli’ diye izah ettiği İslam aydını ve İslam gençliği. işte bu okulların misyonu budur ve marka olmasının anlamı burada yatmaktadır.
..
SİYONİZMİN DÜNYA HAKİMİYETİ
Siyonizm uzun vadeli plan ve programlarını yapmış, lanetlenip kovulduğu topraklara yerleşmek ve orada Deccal ’ın imparatorluğunu kurmak için son hazırlıklarını yapmış, Arz-ı Mevut dediği topraklara göç etmiş ve bin bir entrikalarla mesken edindiği toprakları önce terör, sonra işgal ederek devletini kurmuştur. Şimdi bu topraklar üzerinde Büyük İsrail Devleti’ni kurmak Nil’den Fırat’a kadar uzanana büyük zulüm imparatorluğunu neşet ettirmek üzere harekete geçmiştir.
3 bin yıldan beri bu toprakların sahibiyiz diyerek isyan çıkardıkları için kovuldukları topraklar üzerinde hak iddia ederek, batıl itikatlarının peşine düşmüş ve bütün dünyanın bu sapık düşünceye inanmasını beklemektedirler.
Müslümanların ve Hristiyanların mukaddes kabul ettikleri Mescid-i Aksanın kutsalına hakaret eden Siyonist çapulcular dünyanın gözü önünde her türlü küstahlığı yapar hale gelmişlerdir. Dün Gazze’yi hunharca çoluk çocuk, hasta, sağlam, kadın erkek, sivil, asker demeden bombalamış, buğunsa daha tam bir anlaşma ve barış yapmadan, küstahça barışı bombalarcasına saldırılarını manevi değerler üzerine yöneltmiştir.
İslam dünyasıyla alay edercesine yapılan bu maddi manevi saldırılar artık haddini aşmış, tüm İslam dünyasının maşeri vicdanını yaralar, İzzet’i-nefsini ayaklar altına alır olmuştur. Bir türlü uyanamayan İslam dünyası Siyonizm’den yediği darbelerle ayılır gibi olmakta, ölüm uykusundan uyanana dev yarı uykulu, yarı baygın yattığı yerden doğrulmaktadır.
Süleyman mabedi daye uydurulmuş bir efsaneyi bahane ediyor İsrail. Bu antik inanç Müslümanların kutsalını ihlal için bahane olmakta, Siyonist Yahudi dünya hâkimiyetini test etmektedir. Bütün İslam âlemi başta olmak üzere bütün dünya ile alay etmeye alışmakta olan Siyonist dünyası kendi güç ve hâkimiyetinin ilanı peşindedir, bu davranışıyla bütün dünyaya meydan okuduğunu ilan etmiştir.
..



