İsyan ediyorum bu karanlık dünyaya, bu soğuk duvarlara, bu umutsuzluğa.
Gözlerimden akan her damla yaş, bir isyan çığlığıdır.
Kalbimde bir yangın var, bu yangını söndürmek için çırpınıyorum ama ateş her geçen gün daha da büyüyor.
Neden her adımımızın sonu bir hayal kırıklığı, neden her umut birer birer sönmeye mahkum?
Gökyüzüne bakıyorum, yıldızlar kayboldu, umutlarım soldu.
Bu karanlıkta yolumu bulamıyorum, yalnızca kayboluyorum.
Sesimi duyuramıyorum, içimdeki feryatlar boşluğa çarpıp geri dönüyor.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta