7 Nisan 1932 - 7 Haziran 2012
Takvimler ve saatler durmuş; işittiniz mi?
Ve kuşlar avcıları vurmuş; işittiniz mi?
Yürümüş dağ, tepe, orman, ova, yani herkes
Sadece ırmaklar uyurmuş; işittiniz mi?
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Şiir gibi değil...
Daha çok düz yazı gibi.
Ahenk yok.
Harika bir dörtlüktü yüreğinize sağlık saygılar
Burada ece-cem yorumu, o yorum size mi ait,kafam karıştı,aynı profili verdi tıklayınca...
Selamlarla...
Tersine dönmüş herşey,Dünya da batıdan başlıyor dönmeye,işitiniz mi?
Anlamlıydı,tebriklerimle..
Manası derinde ve güzeldi.
benim oykularımda uyuyor uyan uykum uyan biri bizi uyarsın tebrikler ustad tam puan
Sadece ırmaklar mı uyurmuş?
Bence sadece ırmaklar uyanık,
Birde bağrı yanık analar babalar,
bir gün olur duyulur
Bulunur sessiz çığlığı duyan
Kutlarım usta kalemi.
İşittiniz mi?
Takvimler ve saatler durmuş; işittiniz mi?
Ve kuşlar avcıları vurmuş; işittiniz mi?
Yürümüş dağ, tepe, orman, ova, yani herkes
Sadece ırmaklar uyurmuş; işittiniz mi?
Abdurrahim Karakoç
Okudum ve sustum, sonra bir el beni silkeledi işittiniz mi? diye ...
Evet işittim hocam, gizli bir ses cok seyler fisildiyordu, ve sessiz irmaklar akarken hayat kimbilir bize daha neler ögretiyordu...
Degerli calismanizi Güldeste Siir Grubu/mda paylasiyorum, Selam ve dua ile...
Allah'a emanet olunuz.
Arap Naci,
Sen, takvimlerin, saatlerin hangi hallerde durduğunu nereden bileceksin!
Sen, aslanların kedilere boğdurulması gibi kuşlara avcıların vurdurulduğunu nereden bileceksin!
Sen, durması gereken küfür, ahlaksızlık, haksızlık, adaletsizlik gibi negatifliklerle dolmuş insanların dağ, tepe, orman, ova gibi büyüyerek yürüdüğünü, buna karşılık gürül gürül akması gereken ırmakların yani insanca düşünen insanların uyuduğunu nereden bileceksin!
Senin için varsa yoksa kalıplaşmış siyasi ideoloji...
İnsanlara ve de şiire siyasi saplantıdan kurtulmuş olarak baktığında hoşgörülü, önyargısız, her insana insan gözüyle bakılan yeni bir dünya göreceksin... Ve o dünyada çok mutlu olacaksın.
Allah yardımcın olsun.
Cemal Gören
işittik hocam işittik
nerdeyse hepden üşüttük......
kaleminize sağlık /saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta