İhtiyar adam, delikanlının kolundan tuttu. Kan çanağına dönmüş gözlerindeki bütün kederi gence yöneltti. Ağır ağır konuşmaya başladı:
- Her insanın beyninde Yahuda yatar lakin İsa yürekliler göğe yükselir. Sen Yahudalık edip mağrur bir şekilde gidiyorsun ya alçakların en alçağı olan dünyaya çakılacaksın! Delikanlı İsa yürekliler göğe yükselecek, İsa yürekliler! Şimdi muzaffer bir komutan edasıyla git ve faili olduğun ihanetin seni yerle bir etmesini bekle! Hain ancak kendine ihanet eder, bir başkasına değil! İhanete uğrayan haini basamak gibi kullanıp göğe yükselir!
İhtiyar sözlerini bitirmeden genç kolunu sıyırıp kaçmaya başladı. Tıpkı Allah'ın İsa'ya lütuf olarak gönderdiği yemeğe inanmayan
Yahuda'nın kaçtığı gibi! Ve ihtiyar bağırdı:
-Zayıf kollarımdan kaçtın lakin ihanetin çivisi seni bulacak Yahuda, seni bulacak!
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta