gece bir ay sundu bana
bir dolunay
tüm karanlıkları aydınlatan
göğün yalancı yıldızlarını söndüren
pörsümüş aşkları gün yüzüne çıkaran
Aşkların şehri tecavüze uğramış
Bağdat’ın gözlerinden kan damlamış
Tarihçiler yazacakmış: Bir Bush varmış
Diyecekler ki, puştoğlu puşt imiş
Aşkların şehri tecavüze uğramış
Acılarımı derinleştiren
İçimi deli gibi kavuran aşkın
İdamım olurdu, yine de severdim
Kararsız gelişlerin, ansızın gidişlerin
Kaprisli arzuların, bitmeyen kaçışların
Dünyaya geldiğimde annemin kucağına sordum Seni
O, herkese şefkatlidir dedi
İçtiğim o asil, o kutsal süte sordum Seni
O, herkese rızık verir dedi
Ansızın dökülen gözyaşlarıma sordum Seni
O’ndan ayrılık ölümdür dedi
Kapılar kilitli bugün
Hiç açılmayacaklar yüzüne
O güzel gözlerin sokulmayacak evime
Fırtınalı bakışların yüreğimde kaybolmayacak
Güneş gözlerin, odama hiç dolmayacak
Zifiri karanlıktayım, sensizim
limanın kapısına bırakıyorum seni
denizin dalgaları üstüme geliyor ama
geminin halatları içimi boğuyor ama
tüm martılar adını çağırıyor ama
gökler onu bırakma, diyor ama
ama elveda
geceyle beraber gelir mazi
kan damlar anıların dudaklarından
fısıltıyla konuşur, acımasız cinler
saatler büyücünün çemberine takılmış
sanki.. akrep ile yelkovan duvara çakılmış
sen gül annem,
sihirli jaleler dökülsün yanaklarına
bir hülya maviliğinde parlasın gözlerin
kanatlansın yüreğinin altın kanatlı kuşları
sen gül annem,
Akrep yalnızlığı benimkisi
Öylesine kederli
Ama duyarlı
Sevdiklerimi zehirlememek için
Kaçıyorum onlardan
Kötülereyse bakamadığımdan
Karanlığın en koyu vaktinde
Uykumun en derin halinde
Kâbusların çöktüğü hengamede
Rızıkların dağıtıldığı saatte
Kısmetler kapıdan dönmeden
Dünyamı aydınlattın, ey sabah ezanı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!