Ve
Susuzluğumdu beni sana getiren
Dudaklarım çatlayacak kadar kuru
Kuru çatlatacak kadar sade bir kelimeydi
Mayhoş gecelerde
Tatlı rüyalar görüyordu insanlar
Sonsuz yolun birinde yürümekten yoruldum
Ellerimle elini saklasanda bulurdum
Neyleyim bu hayatı sensiz geçen günleri
İlerlet sana doğru kaldır bu sürgünleri
Seni düşündüm bu gün gözlerim yaşla doldu
Bizi denizler bilir bizi bilir dalgalar
Bizi yazacak yarın bizi altın sayfalar
Tahta güvertedeki yorgun düşen tayfalar
Günü gelir dirilir canlanır belki birgün
Gönüllerden ve kalpten kalkar bu sinsi sürgün
Her uzvum başka telden çalar benim
Gözlerim hüsran yüklüdür kalbim aheste
Madem kuşlar içindir sonsuz gökyüzü
Peki benim gönül kuşum n'için kafeste...
eskiden benim için sadece sen güzeldin
şimdi ise gözümde sen sadece güzelsin
Gözlerim kapalıdır açıktır önüm
Bir kalbe sahibim ki yirmidört dönüm
Ne kadar acımasız geçsede günüm
Gülmemi sağlayacak bir sebep vardır
Yüreğim hızlı çarpar durmaz soluğum
İnsan denen kitabın sayfalarıyız
Kalbimiz deli çarpar ama temizdir
Hayat yelkenlisinin tayfalarıyız
Ölüme kürek çekmek adetimizdir
Hayal katillerine vermeyiz aman
Aşk tasına düşünce elden kaşığım
Acından yar yoluna düşmüş aşığım
Yare hasret kalmışım sönmüş ışığım
Nefesimi çöllere savurmuşum ben
Nefesimle çölleri kavurmuşum ben
Nasıl bir akşam ki bu şafağı sökmez
Düştüğüm bu kuyunu dibi gözükmez
Dipsiz kuyu korkusu Yusuf a sökmez
Düşüme gir,uykumu böl,beni uyutma
İmkansızım,tek sevdiğim beni unutma
vuruldum
en umulmaz zamanda
ateşinden eridiğim bir kurşun
delip geçti gönül perdemi
yalancı manzaralardan kurtulmak için
kapadım gözlerimi
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!