10/10/1945///Halen yaşamaktadır
Irtıca varmıdır elbette vardır.
Eğer yoktur dersek hata yaparız.
Hakıkatler bize en büyük yardır.
Önlam alamazsak sonra yanarız.
Irtıca dedikleri eskiye dönmek.
bunun dinlerle ilgisi yoktur.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




heyt be koca üstadım işte bu..Mükemmel açıklamışsınız İRTİCA'yı.keşke basının ilk sayfalarını süslese bu nefis şiir.Yüreğine saglık hocam.Selam ve sevgilerimle.
Kutlarım şair...Yüreğine sağlık..
Kutlarım şair...Yüreğine sağlık..
Örümcek İftir
Vatanımda garip öksüz tekmişim,
Bizi nasıl bilmem yok etseniz ki?
Ve adam değilmiş, örümcekmişim,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, Pir Sultanım ben.
Sürün bizi sürün gâvur dağına,
Düşmüşüz bir defa kin kucağına,
Yâda Sibirya’ya taş ocağına,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, sür eldenim ben.
Madem sizin ülke siz karar verin,
Getirin irtica ülkeyi gerin,
Sen! Şehit oğlusun! Var mı haberin?
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, nur yoldanım ben.
Şeyh Şamil’le ben aynı kafadan,
Suçumuz kulluktur Rab'be ifâ dan
Akıl fikir versin size yaradan
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, zor gündenim ben.
Sanmayın bu devran böyle sürecek,
Bu dava büyüktür kim söndürecek,
Şahlanacak ülkem! Alem görecek,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, mor güldenim ben.
Selam derim selam! Gitmez hoşuna,
Gümüş mü yüzüğün bakmaz yaşına,
Bu nasıl anlayış düşman başına,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, bar verenim ben.
Yanlış anlamayın vallah sitemdir,
Kimi sokakta aç kimi yetimdir,
Bu vatan benimdir benim vatandır,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, hür vicdanım ben.
Ömer’im sinirden susar dalarım,
Ben mi suçlu acep suçlu ararım,
Biz kurduk vatanı kime sorarım,
Utan! Mevlana’dan yada Yunus’tan
Örümcek iftira, 'O' Nurdanım ben.
01.09.2005 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta