Erzurum dağları solmayan gülün
Mavzerle satırı tutuyor elin
Doksan üç harbinde Türk Nene Hatun
Yirmisinde yeni körpecik gelin
Aziziye gece baskına uğrar
Kalbur ile toprak karıp elesek
Hasta içecekmi şurup söylesek
Okumadan bize ilim satanı
Bebe toprağına sarıp belesek
Milletçe hastayız az okumaktan
Set çekip çay gerilir
Bendlerden su verilir
Suların çörü çöpü
Son savakta süzülür
Verilir sular arka
Dağlar onun dürüsü
Başı duman bürümüş
Kırk devesi sürüsü
Almış başın yürümüş
Yürür göçün kervanı
Kız evi naz evi
Nişanda yüz evi
Dünür söz keserse
Düğünde güz evi
Kapılar açılmaz
Günah aşmış boyundan
Vaz geç kötü huyundan
Çiçek olmak istersen
Beslen abdest suyundan
Ruha çiçek ekilir
Karakteri atıp cebi pullayan
Benliği yitirip düşman kollayan
Bu toprakta hangi yüzle yaşıyor
Vatan darda iken kuyruk sallayan
Kuru kalabalık kuru öksürük
Haya örter yapısını
El açamaz kapısını
Korumaya namusunu
Er olur avşar gelini
Helal sütten içimine
Ay nuru gibidir parlar yüzleri
Tan gibi aydınlık ışık gözleri
Ecdadı yaşatır dilde sözleri
Saçları örgülü Avşar kızları
O güzel huyları soydan geliyor
Aşık olup şöyle hüzne dalan ya
Sevgiliden uzak kalıp solan ya
İçini dökemez bazen dolan ya
Yalnızken yanımda olan Antalyam
Yiğidi meydanda erleştirensin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!