77 malatya doğumluyum.
marmara üniversitesi iletişim fk. gazetecilik blm. öğrencisiyim
.................................... ben hiç bir şeyim..................................
Bir Şairin Gizli Öznesi
vazgeçtim...
hayat kimilerine sevda kokulu sağanağını bahşederken
kimilerini hapseder buzul bir dağ yamacına.
ve bilinsinki ne kadar yazsada şair aşk dolu nameler.
asla yeşillenemez kendine ve bir türlü ulaşamaz amacına....
bu yüzden geçtim.
tamamını yazmaktan aşklarımı
acılarımı,
her satırda seni aradım.
ilam, mahkeme sonuçlanmadan asılmıştı.
vazgeçtim.
vazgeçtim yaşamaktan.
mahkum,sorgulanmadan asılmıştı,
boynu bükük bir asma dalına.
asmaydı aslolan.
ama her ne kadar dualar etsede içinden yaşamaya
asıldı adam.
o yüzden geçtim kumrular sokağını bilinçsizce.
hiçbirini almadım yanıma sevgililik adına.
şair yine asılacaktı çünkü son dizesinde.
geçtim.
çünkü her şairin zamansız ölmek vardır gizli öznesinde...
vazgeçtim selamlaşmalardan.
katlime fermandı tiryakilik adına merhabalar.
kevaşeler bile selam veriyordu artık hiç tanımadığına.
ve bir şekilde umut oluyordu merhabalar
parasal beklentilere.
geçtim,
kilosu bilmem kaç para olan merhabalardan.
ve hiç inanmıyorum artık merhabanın ardından,
nasılsın gibi yapmacık eklentilere.
sırf bu sebeplerden.
sırf bu yüzlerden.
yüzünden geçtim.
utandım henüz yaşadığı varsayılan
insanlık adına yüzüne bakmaktan.
ve tüm ödünç merhabalar gibi yanlış anlaşılmaktan.
sonra yüzsüzce utanmaktan.
vazgeçtim...
İrfan Bakırcı
Gece Yarısı İhanet Sevdalara
oysa, anlık bilinçsizliklerle
güllerdi ayaklar altında ezdiğimiz.
sancıtan dikenleriydi,
katlanamadık...
giderken vuslat sandığımız
aldandığımız
yalancı akşam üstlerine.
nasırlaşmış bilinçlerimiz.
ve buz tutmuş tebessümlerimiz
mani oldu hep.
oysa dillerdi hep gramerine takıldığımız.
aynı coğrafyanın
farklı çocuklarıydık.
anlaşamadık.
saldık ruhumuzu
beş para etmez sevdalara..
yalancı baharlar mani oldu
riyakar ılıklıkları benimsedik hep.
oysa ellerdi hep günahına girdiğimiz
tenin esmerine,beyazına takıldık
tutuşamadık.
yaktık ellerimizi vede
tüm gerçeklerimizi
gece yarısı ihanet sevdalara.
İrfan Bakırcı
Hala Nasıl Yazıyorum
anlayamıyorum...
nasıl yaşıyorum,
henüz tek damla dökmeden gözlerimden..
nasıl yazıyorum hala;
suskun,sessiz,ağlamaksız,
ama içten.
nasıl yaşıyorum...
tıka basa bastırılmış çığlıkların,
ihanete yenilmiş sevdaların,
yağmursuz yapış yapış hazanların.
ıslak ama nemsiz haziranların
yalanarın,yananların,yakanların,
acıyan,acıtan,sancıtan,kanatan bunalımların
doyumsuz gözkapakların
sisli puslu ağlamaksızlıkların içinde.
anlayamıyorum...
nasıl yaşıyorum.
nasıl yazıyorum.
ben susma hakkımı kullanıyorum...
anlayana
sadece yazıyorum....
yaşantım bu.
sadece yaşıyorum.....
hiç bir şey umarak alıyorum kalemimi elime.
hiç bir şey duyarak cevap veriyorum
duymak isteyenlere...
hiç bir şey yazıyorum yine...
hiç bir şeye cevap vermiyorum
sormak isteyenlere...
susma hakkımı kullanıyorum,
çapraz ateş altında bırakılmış militan bilincinde...
hoş görün ne olur...
sorulası bir yazgı değil benim ki.
sarılası bir hüzün kendimde
kendi içimde ömrümü kemiresi.
yanlış anlamayın ne olur...
paylaştığım acılarım değil;
yazmam gereken şeyler kalan elimde
sadece kelimeler söylenilesi...
anlayamıyorum...
nasıl yaşıyorum,
henüz tek damla dökmeden gözlerimden..
nasıl yazıyorum hala;
suskun,sessiz,ağlamaksız,
ama içten.
İrfan Bakırcı
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Yunus Bakırcı
Tüm Yorumlarsaygılar kimin yiğeni: :)) şiirlerini okuyorum irfanım. brawo yani uspirin BAKIRCI:pp