Anlatmak değil de yaşamak lazım
Görenin var mıdır irem bahçesi
Yürekte taşırım en büyük hazzım
Girenin var mıdır irem bahçesi
Ne güzel bakıyor yemyeşil gözler
Yürekte kor yanar bakışın özler
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Günün şiirini ve şairini seçici kurulu tebrik ediyorum .....
günün şiirini ve şairesini kutlarım..
Türkü gibi ne kadar harika bir şiir okudu kutluyorum saygılar.
günün şiiri ve şairini kutlarım
tebrşkler günün şiirine şairine
FECR’DE İREM…
Fecr’in anlamına bakacak olursak;
“Sabahın ilk anları. Şafak vakti. Güneş doğmadan evvelki kızıllık.
Günah işlemek. Fücur ve fısk işlemek. Yalan söylemek. Haktan sapmak. Kötülüklere meyletmek.
İsyan etmek, muhalif olmak.”
Şimdi de İrem ile ilgili Fecr Suresine bakalım.
“Beldeler içinde benzeri yapılmamış ve yüksek binâlarla dolu İrem şehri sakinleri olan Âd kavmine; vadide kayaları oyup evler yapan Semûd kavmine; ve pek kuvvetli bir saltanat sahibi olan Firavuna Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?”
…
Bir başka özelliğinden bahsedecek olursak, Ad kavminin muhteşem güzellikteki şehridir İrem.
Gerçekten dünyada eşi benzeri olamayacak kadar güzel. Yüksek sütunlar üzerine kurulmuş eşsiz saraylar. İçinde ırmaklar akan, bahçeleriyle benzersiz olan, renkler cümbüşü kadar cıvıltılı, alımlı, efsane şehir.
…
İrem; azgınlığın, yoldan çıkmışlığın, itaatsizliğin,
Asiliğin, sapmışlığın ve sapkınlığın, zevkin ve sefanın en uç noktalarda yaşandığı, Ad kavmi inançsızlarının rezaleti yüzünden Allah’ın gazabına uğrayan cennetin dünyadaki talihsiz gölgesi…
Günümüzde İrem Bahçeleri adıyla başka bahçeler olabilir. Ancak biz dünün ve gerçeğin gözüyle bakarsak maalesef İrem işte böyle bir şehir.
…
Gören olur mu bilmem, ancak bahse konu İrem Şehri ise asla olamaz. Yaşamak için yeniden kurulabilirse benzerini kurmak lazım.
İyi de illaki İrem bahçeleri olması mı gerek?
Değil elbette.
Yaşanılası nice bahçeler var ki, görmeden, girmeden ve yaşamadan o güzellikleri anlamak hiç mümkün değil.
O bahçeleri gören bir daha vazgeçer mi? Bence asla… Zira o bahçeleri hak etmek yürek işidir, gönül işidir, sevmenin en alası, en gerçeğidir. Aşk uğruna helak olmayı göze alanlar, hazzın da, huzurun da zirvelerini yaşarmayı başarırılar.
…
Irmak mavisi, zümrüt yeşili, çiçekler misali gözler…
Ben ki, hastayım, yosun yeşili iri gözlere… Cennetim olur, mekânım olur, ilhamım olur. Yaşamama ve katlime sebep olur…
Yürek yangınları nefeste alev, hasretle bekleyen gözlerde kor, söylenesi en atlı sözler dudakta okunur.
Sevmelerin cennete döndüğü sinede saklıdır İrem bahçesi.
Görsen bin dert, görmesen bin beter dert…
…
Adına İrme desek, o melek yüzlüye…
Adına İrem desek, o mah periye…
Dokunan, yanmayı kabullenendir. Gören, aşk ile ölmeyi bilendir. Nasıl ulaşılır İrem’e, nasıl kavuşulur?
Görsen gözden, dokunan elden olur. Hele ki o sineyi saran, yanan ateş içinde alev olur, kor olur…
Vasıl olmalı mı?..
…
Kaçkar Dağında, Gerya zirvesinde İrem bahçesi.
Dostun bağına girince tutsak olur göz. Irmak ateşlere bürünür, aşkın ağında köz köz. Zirvede esrarlı bahçe, şiirde son söz İrem bahçesi…
*
Ne diyelim şimdi?
Güne güzel bir Gülden Taş şiiri düşmüş. İyi de olmuş. Şiirini okumamıza vesile olan ‘Seçici Kurul’a da teşekkürler.
Değerli şaireyi de gönülden kutluyorum.
Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz olsun.
Hikmet Çiftçi
20 Eylül 2017
sade akıcı konusu ile çok güzel bir şiir okudum kaleminizden ilhamınız bol olsun tam puan+ant....sevgi ve saygılarımla
Gülden hanım eline sağlık İrem bahçesi veya İrem bağları bu şiiriniz manevi bir haz verdi İrem bağları sanıyorum Erzincan da harika bir bağ veya büyük bir bahçe olduğunu duymuştum ancak gezmek nasip olmamıştı sayenizde gezmiş bulundum tebrik ediyorum
Allah o cennet bahçesinin meyvelerinden nasiplendirdiklerinden eylesin cümlemizi. Yüreğinize sağlık. Bu güzel şiirinizi zevkle okudum.
Gizlenmiş bir sırdır irem bahçesi
Kutlarım kaleminizin gücünü...
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta