İrak takvimi
ses partlayışla gelir
gülle–gülle
bomba–bomba tökülür üstümüze
biz ise
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Zulm ile abad olan adl ile berbad olur diye bir atasözümüz yani darb-ı meselimiz vardır.Kim zulum yapıyorsa ona Cenab-ı Heq icab eden cezayı verir.Ama kim yaparsa yapsın.Zulmeden biz isek bize ceza geler.
Allah mazlumların yanındadır.Heq er veya geç tecellli edecektir.Kalın sağlıcakla
Duyarlı yüreğinizi kutluyorum.
Zira,bizler müslüman olarak
birbirinden irtibatını koparmışız,dağılmış tesbih taneleri gibi.
Bizi birbirimize bağlayan manevi ip gerek.
Irak'a yapılan zulme karşı ben de ABD üzerine ve yandaşlarına bir şiir yazmıştım onu takdim edeyim hoş görünüze sığınarak.
ASRIN EŞKİYASI(ABD)
Her taşın altından sen çıkıyorsun
Yurdunu,yuvanı,yöreni senin
Her gittiğin yerde kan döküyorsun
Allah bin kez versin belanı senin
Azerbaycan,Afganistan ve Irak
Yüzünü çevir de Filistin’e bak
Bosna cesetlerle oldu yığınak
“Haç-Hilal kavgası”sevdanı senin
Tarifi olmayan işkence sende
Zulmetmek mübah mı senin dininde
Irak’taki vahşet gözler önünde
Şeytan görsün alçak,bereni senin
Saddam’ı istedin,şimdi elinde
O vicdansız bile senden dürüst be
Bir gün süründürür rabbim yerlerde
O zaman yakarlar çıranı senin
Kimyasal silahlar,hani nerede?
Aradın,taradın var mı bir tane?
Madem ki yok oğlum,çekip gitsene
Silmek mümkün değil karanı senin
Kadınların ırzlarına geçtiniz
Mazlumu,masumu kesip,biçtiniz
Aman dileyene ateş açtınız
Bunlar mı kirletti ananı senin
Hep Müslüman ülkelere saldırdın
İnsanlar üstüne bomba yağdırdın
Yaktın,yıktın harman gibi savurdun
Baykuşlar beklesin yuvanı senin
Kinin belli senin,kinin İslama
Adım adım yaklaşırsın yurduma
Benzemezsin adam gibi adama
Silerler maskeni,boyanı senin
Tarihi bir kin bu,kuyruk acısı
Bir değil,beş değil,bu kaçıncısı
Ben seni bilirim, kelle avcısı
Gocundun kim bilmez yaranı senin
Ya sen gittin,ya itini yolladın
Üç beş kemik attın, onu yalladın
O ısırdı sen geriden hırladın
Bir gün de alırlar gadanı senin
Bir gün sende yücelerden inersin
Havası yok balon gibi sönersin
Bağrını tutarsın,takla dönersin
Bir güzel alırlar façanı senin
İnsanlığı öğren,adam ol şöyle
Ne zulüm ettiysen, görürsün öyle
Hadi Bay'ın seni tarifi böyle
Mahşerde alırlar daranı senin
Abdulhadi Bay
tekce
ünvansız mezarlara yazılır takvimler
tekce
ünvansız mezarlardan okunur takvimler
KALEMİNİZE SAĞLIK
Ahmet Ayaz
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta