“Ne kadar vaktimiz var? ” diye sordu. Sessiz kaldı adam.
“Bir saatten daha mı az”? diye yeniledi sorusunu. Adam, evet anlamında başını salladı.
“Yalnız bırakın beni o zaman “dedi.
“Tek isteğin yalnız kalmak mı? ” diye sordu adam.
“Çay ve sigara da istiyorum. Adettendir, mümkün olduğunca acele getirin ve şimdi buradan gidin, kalan zamanımı bir başıma geçirmek isterim” dedi.
Masanın üstünde duran kâğıt ve kalemi gösterdi adam. “İstersen mektup yazabilirsin” dedi ve demir kapıyı gürültüyle kapatıp gitti.
Uyandırılmamıştı. Kendiliğinden uyanıktı o gece. Kaç zamandır uykusu bölünüyordu. Gördüğü kâbusun ardından yatakta doğrulmuş, bu sırada duymuştu gelenlerin ayak seslerindeki telaşı. Sonrası malum, buradaydı işte.
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta