Bir ayna buldum, yüzü toprağa dönük.
Işığı sönmüş, her yanımı saran o büyük bölük.
Eşyanın kalbi atıyor avcumda sessizce,
Varlık bir bilmece, çözülür her gece.
Gölgenin peşinde koşan yorgun adımlar,
Duvarda asılı kaldı o eski salkımlar.
Ne giden belli, ne gelen bu kapıdan,
Kurtar ruhumu bu dar, bu taş yapıdan.
Bir kıvılcım bekliyor, sönmek üzereyken kor,
Anlamak zordur ama yaşamak daha zor.
Külün altında saklı o tek bir yakut,
Sözler tükendi, şimdi sen de bizi uyut.
Aşk bir nefesmiş, aldım da veremedim,
Kendi içimdeki o şehre hiç giremedim.
Dön gel ey can, bu rüya bitmeden dön!
Ateşten doğdun, artık ışıkta sön!
Zeytin ağacının gölgesinde bir feryat.
Geçiyor ömür, geçiyor bu ağır saltanat.
Döküldü yapraklar, çıplak kaldı o gerçek,
Zamanın eli değdi, kırıldı bu mercek.
Dur…
Dinle o büyük boşluğun sesini.
İsimler siliniyor, yüzler unutuluyor.
Sadece bir sızı kalıyor geriye,
Adına “insan” dediğimiz o bitmeyen sızı.
Sır sendedir, sükût ise bende.
Külün altında saklı o tek bir yakut,
Sözler tükendi, şimdi sen de bizi uyut.
Aşk bir nefesmiş, aldım da veremedim,
Kendi içimdeki o şehre hiç giremedim.
Dön gel ey can, bu rüya bitmeden dön!
Ateşten doğdun, artık ışıkta sön!
Işıkta sön…
Sır sende…
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 10:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!