Hayatın merkezine dik durmayı koyuyordunuz ve olaylarla insanlar onun yörüngesinde hareket eden, olması veya değişmesi sorun olmayan parçacıklar oluyordu.
Her yapılan işte biraz eksikti, her cümlede bir anlatım bozukluğu ya da virgül hatası, noksanlığı hep olan bir çizgiydi hayat.
O büyük şair yaşadığını yazmıyordu, çünkü yazdığını ona yaşatacak kadar büyülü değildi hayat, eğer öyle olsaydı yazmazdı yaşardı değil mi?
Eğer hayat o kadar derin olsaydı, derinlik hayatta var olsaydı yaşardı, ama değildi, derinlik insandaydı,
Tanrı tek bir dünya yarattı ve birden çok insan.
Altı saatte yarattığı dünya ve halen yaratmaya devam ettiği insan, siz hangisini daha değerli bulurdunuz?
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta