Karşımda öylece uzanıp duruyor İnciraltı'nın denize karışan siması.
Dokunuyor her daim körfeze martıların kanatları ve sesleri.
Vardiyaya yetişmeye çalışan işçilerin sabırsızlığında tüm vapurlar.
Hiç durmadan kalkıyor Üçkuyulardan sessizce yeni bir gemi.
Kalkıp gidiyor tüm gidenlerin gidişleri gibi.
Ben damarları kesik bir beden gibi gözlerimi bırakıyorum geride
Sonra avuç içlerimi terkediyorum rıhtımda.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta