takmadım kadınların boş triplerini
geçerken seneler şöyle böyle
ve çekip gidenlerin iç çekişlerini:
asla, dönüş yok geri!
ah güzeller, inleyen bedenler,
günaydın güneş
günaydın yüce ışık
günaydın umarısız bulutlar
penceremin önünde öten kumru sana da günaydın
günaydın pıhtılaşmış vücud
bacak arasında ki yastık
gri kış akşamları, sokaklarda, sarhoş,
yürüyeceğim çarpa çarpa sağa-sola.
ayaklarımda izleri olacak pis kaldırımların
kirletsin, bırakacağım kendimi rüzgara
ne bir şey hissedeceğim, ne bir tepki vereceğim
herkes seksi ve başdöndürücü. sehvet yürüyor
uzuvları arasında tin yok artık
bedenin.şeytani seslerin tınısı galip geldi
kendinden emin,monoton. zevk bu ve
yanıp kül olmanın çekiciliği
öpsene beni,
zifiri saçlı
bekliyorum ateşten
o leziz dudağı.
gözlerim üstünde
başkasını görmüyorum
onun elibiseleri onun köpekleri var
esritici egosu venüsün tüm güzellikleri var
bilgeliği var, ne yapacağını bilir
sen ve ben ona aitiz
veletler koşar, kızlar hep gençtir
hayaller, hayatlarımızı çekilir hale getirmek için vardır
bir süre aldanırsın ve sonra uçup gider
klişe sözlerle gerin
ve şimdi karanlığa çağrıldın
bitmeyen bitkinliğin ile
sıyrıl ruhum,uçsuz-bucaksız düşlerden,
hayatın modern köleliğinden ve tekdüzeliğinden,
bak işte! zulüm içinde insancıklar
bekliyolar sabahı anlamsızca.
usulluca doğan güneşin koynunda
yankılanır telefonun alarm sesi,
bir ben var benim ardımda.her gün
uzak durmak isterim kalabalık şehirde
benliğimden gündüzü alan,ama bu umarsız
yıllar içinde,bize en basit keyfi sunan
edepsiz ritimlerin kanı kaynıyor bu soğuk günlerde
bu değişik tavırlarım alkolden olabilir.
15 yaşında
evine ekmek almaya giderken
kafatasından vurulan genç-adam,
biz de burda duruyoruz:
su gibi berrak
gözlerimiz dolu dolu,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!