Dev bir kampananın dişleri arasında sanki göğüs kafesim. Nefes almaya kalksam, içerime batıyor yokluğun ve ben her seferinde ölüme kavuşmak için dualara bırakıyorum kendimi.
Sözlerin geliyor aklıma!
Beni sana doğru iten sesin geliyor kulağıma. Sonra, uzaktan gelen bir esintiyle koklamaya başlıyorum havaya yayılan bahar çiçeklerinin izlerini.
Aylardan Aralık, sen yoksun!
Bense, eksiğim öksüz bir çocuk gibi…
“Gel! ” demeye kalksam, tiz bir çığlık çıkıyor dudaklarımdan. Sadece çocukça bir hıçkırığa yakışıyor, biliyorum…
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Onlar öyle istedi diye, küstük ağaca, kuşa ve gökkuşağına. Gittik, sırtlarımızı birbirimize çevirerek. Yetim bir aşk bıraktık tam ortamızda, kimsenin saçlarını okşamadığı…
Çok acıdı, acıttık, acıtıldık!
Failinin biz olduğu, pek çok intihara sebep olduk, terk edişi kolumuza takarak. Herkes, öksüzdü zamanın içinden seçtiğimiz o piç saatlerden sonra.
Geldiği ve gittiği yer, belli değildi aşkın.
O yüzdendir belki!
Değil mi? O yüzdendir belki. Bu özlemin tek kabahatlisi, O’dur.
Anasız ve babasız kalmış zaman kırıntısı almıştır bizi bizden.
Bak! Şimdi yine bir deprem olmakta içimde. Özledikçe çatırdamaya başlıyor yüreğim, nefesim yetmiyor adını sayıklamaya. “Ölsem mi? ” diyorum.
Ölsem mi sevgili, mademki gelmeni engelliyor günahların?
Araf’tan sonrası için ilk randevun, benim bilesin!
Funda Kocaevli
Çok güzeldi, kutlarım güçlü kalemini, sevgi yüklü yüreğini.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta