Anşa
“-Akmehmed
sinirli mi, sinirli emme çok eyiydi
Irametlig bi yaz ğünü
Beldecikde, Tokmacık yol çatında
annacımdan gelividi,
benim sırtımda… hinci ki bu
Anşanın ad aldığı,
Yalavaş Hasdanesi’nden çıkarıvıdılar
bi guşluk vakdı
boyu yüklü bi ğarı,
yol bilmen iz bilmen dedikleyin
sağolsunlar elimden dutdular
refakatçı ğarılar
on gün yattık,
yeme-işme ne arar
ben çırpınıyon,
görennerin içi ğediyo emme
faydası mı var
“-çıkmadık candan umut kesilmez” dediler
aldım gabil etdim
emme çocuk samıt gibi
soluk almayo,
beti-benzi toprak gibi bomboz,
yaşa(r) sa da eyi olmaz dediler,
“gıyamete gadar baş kakıncı ”
en sonunda biğün
“-höküm Alla(hı) n” dediler
…
“-biz elimizden geleni yapdık”
…
“-ömrü bu gadarımış”
….
Allah geride galanlarına ömür versin”miş,
….
“-zati eyiler yaşamazımış”,
….
“-Allah sevdiği gullarını yanına erken alır”ımış,
…..
“-Allah sevdiklerimizi alalak, bizi imtan eder”imiş
…..
“-‘öte dünya ’da bizi garşılarlar”ımış,
“-böğünkü ğibi aklımda
gündönümünden tam iki hafta sonura
bazar derneği ğün
netçemi bilemedim
sankı ölen yavrım deği de benin
canlı cenaze ğibi
ne ağlayabildim,
ne ağıtlar yaktım,
ne yırtındım
var mı faydası
yavrımı geri ğetiri(r) mi
tanıdık file de olmayınca
a(ğ) lasan kime ne
döğünsen ne fayda
hemşirenin birinin elinde inne var
feryat-fığan edersem
bana inne vurcağımış,
sanki bundan daha fazla acıdacak
söz vahtında açılı derler
ya! ga(y) ri vakıt bu vakıt
guca(ğı) ma verividiler
guca(ğı) mdakı beş yaşındakı cenaze değil de
yeni gonuşmaya başlamış
sabi-sübyan bi böbe(ği) miş gibi
gonuşa gonuşa Anşa’mına(n)
düşüymüşüyün yollara
sırtıma sarınsam alıcığuşlar
gapıvıcağmış sanki
guca(ğı) ma basmışıyın
sıklata filen aldırmadan
hinciki ğibi tomafil filen mi var
ne arar yollarda atlı-arabalı
olsa bile goynumda paramı var
zati hasdaneye
“fakır ilmaberi ”ynen aldılarıdı
yol bilmeeen,
iz bilmen dedikleyin
yayan-yapıldak
guşluk vaktı çıktıysam yola
Salır, Gursarı, Ayıplar, Akdışar
bilmen başga köy var mı
ordan geşdim mi
nerden geldim,
nereyi na-zaman geşdim bilmen
hasdaneye gayınbobam
kendi Gök Memetlerin
ben de Dört Osmannarın eşşenen
götürdüydü
Anşa’m terkide
sırtımda sarılı
nerden geldik-nerden geşdik
yolda yolakda
ne gediyokan
ne geliyokan
bi Allan guluna ıras gelmediydik
Tokmacığı bu tarafa sapıvırınca
bi ağrı-bi ağrı yağırnımda
ceneğimden azı yokarı
duyduğum mu var
işde, Beldecikde ikindin geçeni,
annacımdan gelividi Ak Memet,
“-Döndüüü” dedi,
“-hayırdır, Döndü bacı”
…..
“nerden geliyon”
yüzüne bakagalmışıyın,
hemen atından enividi,
guca(ğı) mdakı çocuğun yüzünü aşdı-
hemencicik gapattı
“-seni köye götürmem ilazım emme” dedi
“-gusura bakma,”
bilmen nereli kimin yanına gediyomuş
beni atına bindirividi,
“-cilbirini başına geçir de sürüvü
o kendi eve geder”
sorarlarsa eve de bi habar yollayvı
Gülüsdan marağ edmesin” dedi
o habire bişiyler deyo emme
duyduğum mu var
atı köye doğru çevirdi
arkasına bi şaplak vurdu
“dah! ! ” deye
ne vakıtıdı
eve geldim,
ha deyince
atdan enemedim,
böbek gucamda
yularını başına geçireyin deye
öy yanna dolaşdım
Allahümme-süm maşa
bakdım at üğül-üğül ağlayo,
nası emme
gözlerini saklayo
zavallı
iki ğözü iki çeşme
hey gurban olduğum Allahım
kullarını ne çok seviyo
acıma cem-i cümleyi ortağ ediyo
ölen oldumuydu
köpe(ği) n acı-acı uluduğunu,
sahabının ardından filen ağladığını,
ekmekden-aşdan kesildiğini
duydum,
bilidim dee
…………
atın ağladığını,
bulgur gibi, gözyaşı döktüğünü
duysam inanmazdım
ik diba gördüm
kendi başıma geldi de,
insan yaşadıkcana neler görüyo
emmeee
duysam inanmazdım
olu mu öyle şey deye
emme gördüm
böğün dünya- yarın ahret
gözlerinden yaş süzüle süzüle
yol-yol olmuş yüzü
bırağıp gedemedi zavallı
başını yere eğmiş
goduğum yerde ma(h) sın masın bekledi
merdimendeki otlara filen bi a(ğ) zını uzatsa
tavığın çana(ğı) na filen sunsa ya
yere-yere bakıyo
siğim-siğim ağlayo
hey Yaradan Alla(hı) m
hey Ya Rebbim
Guduretini sevdiğim
Gurban olduğum Alla(hı) m
Gulları uçun yaratmış her bi şeyi
öyleya
toprak guluna,
yaprak guluna
gül guluna
at guluna
evlat guluna
…
eve geldim deyon ya
evde kimsecikler yok da(h) a
herkeş işinde gaygısında
gonu-gonşu demişsin tarla-tapanda
sen sanısın köyün üsdüne
bi ölü tapra(ğı) saşmışlar
ne arayan ne soran var
ne cin var
ne insan
ta öyle
ordan gakdım-dutdum
okarıya çıkdım,
gayınnamın demir asma kilidi
her bi kapıda
neden sonura aklıma ğeldi
o ğadar çeşmeleri godum geldim
o kadar dere geşdim
de!
bi yudum su işmeğ aklıma ğelmedi
bi ara gözüm dakıldı,
gaydırmanın altındahı
basdırıkdakı desdilere
yanmışlar-bozarmışlar getmişler belli
derde derman uçu bile bi damla su
hırkıldağa binmişler uçu bile
çapıt ıslatcaklayın gadak su yok gari
o ğadar sopsovuk,
gürül-gürül akan bunarları
godum geldim de
köy içindeki çeşmelere
dönüp-bakmak aklına gelmesinde
bi damla su yok goca evde
işin aslı sağa-sola bakmak aklıma da gelmedi
hanaya oturuvudum
Anşa gucağımda hala,
bi ağladım-bi ağladım
gözlerimin bunarları ğurumuş daa
yaş yerine gan akıtmışıyın gibi
gözlerim gan çanağına dönmüş
neçeden sonra tarladakınnar
birer-ikişer eve birikdi
gayınnam heyalladı haralda
olanı alıp-ğedeceğ oldu
emme narasın
ses sedada olmayınca
bi tek o(ğ) lan
“anam gelmiş” deye sevindi
seğidelek yanıma ğeldi
“-ana bazardan bana ne getirdin”
haralda öyle avıtmışlar günnerdir
boğazıma bişiylerin düğümlendiğini
cuvab beremediğimi sezinşe
gönlümü almağuçu belki de
ne bileyin,
yanıma ilişip, goluma sarıldı
usulcacık
“-Anşa uyuyomu ana” dedi
“-kınalı guzu
..
uyuyo mu”
hayalladı mı bilmen
Allah var bişiyler deycen emme
dilimden bi kelam ses çıkmayo
boynuma sarıldı,
sımsıkı,… sarıldık,
öpdüm, öpdüm
avışlarımınan
ayalarımınan
elimin kahıynan
öpücüklerini sildim
ıslanmış gözyaşımdan
“-uyuyo anam,
uyuyo kınalı guzum
uyuyo uyandırmayalım
yeni uyudu
uyandırmayalım
a(ğ) lamasın” deyebildim
yavrımı ben gedeli
yuyan olmamış,
öleye bi talaşa o mu
gedip de
okarı çeşmeden kim su getirivicek,
işden gayıtdan,
kim su ılıtcak da
kim yuyvucak
saşları acı-acı kokuyo
insanın burnunun direğini sızladıyo
yalınız deye evde de gomamışlar ellehem
teni yanmış,
kadife teni pörsümüş yavrımın
sırtı sıkkınlar içinde
saşları harman süpürgesi ğibi
terleye guruya
haralda a(ğ) lamış da
gözyaşı yanağında gurumuş
suratı yol yol
boz toprak gibi
saşları gonurlaşmış görmeyeli
ipek yüzü çatlamış,
elleri yarılmış
ponturunun asgısı dikik
düğmeleri gopuk
önü açık,
sıkmasının düğmeleri
ters-mers iliklenmiş
yavrımı ben gedeli yuyan olmamış,
deyon emme
zabah(ı) n zeherinde
yolmaya
gecenin gecinde evlere
insannarın kendi çoluğu-çocuğunu
gördüğümü var bakalım da
benim o(ğ) lanınan cebelleş olcaklar
gerşi gayınnam bireş Osmanlıydı
dirayetli garıydı(n)
guca(ğı) mdan çekdi-aldı Anşamı
“-öleninen ölünmez
Takdir-i İlahı böyleymiş,
ömrü bu kadarımış
kendini denize atsan
“-benim canımı al da ona ver” desen
faydası mı var
gak hordan bi yüzüne su çal
bireş dirayetli ol
daha ne çocuklar doğuracan,
ne acılarını görecen
ihicik iki ğün sonura
biri daha gelcek dünyaya
buna mazifen bitdi,
görünüp duru
Cenab-ı Allah veriyo işde birini daha”
…..
“-bizinkinner dünyaya böyle mi geldi sanıyon
kendi kendine mi böyüyo
bizim de getti dört dene
Azrail aldı,
ben gene…
onu da aldı
bi taha
üş taha
neçeden sonura bi de seni(n) ki
Allah nasip etcek olduktan keyri
ömür vermiş
beş dene de yaşadı
seferberlikde getdi dört denesi de
dirayetli ol
gak gı bi yüzünü yu bi
va!
sankı bi seni kiğeddi
dünne gurulalı
Alla(hı) n gücüne ğeder ğelin
biz gayınboba yanında file
ağlamak,
sımkırtmak bilmezidik anam
hincikinner bi başga
töbossun” deye
söylendi durdu yönü öte
gakdı-dutdu ordaaan
güçcük gayınımı seğirtdirmiş
“Danacı Hoca”yı ünnetmiş
“-bu yaz ıscağında
ölü beklemez” dediler,
şişerimiş,
ağşam garannığı da
çökdüm-çöküyon derkene
duyan gonşu ğarılar
evlerindeki sudandır gari öyle ya
helkelerinnen su ğetirmişler
yümeye
hemen gakdılar, duttular
gazana iki-üş helke su vurdular
sankı Anşam…
mükellef adam mı,
.. el gadak bişiyidi zati
nettiler,
nası(l) etdilerise, yudular
gayınnam vermiş öyle ya
namazlaya sardılar
bobası gucağına aldı
defnetmeye ğetdiler
Anşamı gara toprağa verividiler
gara topra(ğı) n altına yatırıvıdılar
geldiler
hoca yokarı çıkmadı bile
“-ahşamı gaçırdık, heş değilise
yasdıya bari etişeyin deye
ertesiğün vardım
elimine gomuş gibi
Goca Payamın annacındakı
garaçalının gıyıcığında
çalının guytusuna
bi arşın uzunnuğunda
adı üsdünde çocuk mezeri
çevrikledim etirafını
gırandakı daşlarınan
oğşadım toprağını
bildiğim dovaları
okudum üfledim
toprağını
oğşadım
daşını oğşadım
Anşamın…
bi fakıt
öylecene gala-galmışıyın
fakıt ne fakıt oldu
kim bili hankı dovayı
kaş kere okudum bilmeyon
hanı ağıdı nası yakdım
ordan eve na zaman
nası ğeldim
bilmen
gözümün öğündedir hala
toprağın garası
ıslağı
başındakı goca daş
oğşaya oğşaya bi galdım
o goca daş kıı
garaçalının içinde galdı
…..
galdı-ğetdi
orda bekledi
bekledi durdu Anşam
bekledi durdu beni
zabbah-ağşam
ha! Gerşi..
o(ğ) lan da varıdı emme
bilmen o gayınnamın yanında
böyüdüğünden,
bilmen neden
Anşaya düşgünnüğüm bireş fazlaydı
onu yere-göğe sığdıramaz
gözümden ırmazdım
üş ay geşdi geşmedi
dünneye ğız getirdim
herif
“-ıramatlıg anayın adını go(ya) can” dedi
…
“-ayıbolu
anam ö(y) le isdeyo”dedi
ben dutdurdum ille
“Anşa” deye
Anşa; da gayınbobamın anasının adıymış
anasını bildiğinden mi işde
emer galmış
emme hinci; …
Anşa benim anşamın adı
gayınım ıramatlıg,
Allah nur işinde yatırsın
bek bili(r) di öle şeyleri,
kimseye habar file etmeden
Anşa ğoyvudu
ezeni okudu sağ gula(ğı) na
“-Anşa… Anşa…., Anşa.”
bi ta okudu
sol gulana üş defa
“-Anşa…, Anşa…, Anşa..”
deye ünnedi
“-ad dediğin mavı bi boncuk
Allah adıyna yaşatsın” dedi
öyleynen böbe(ği) n adını Anşa ğoduk
Anşa galdı getdi
yaşı benzemesin
aradan onca yıl geşdi,
ondan sonura daha
kaş dene da(h) a çocuğum oldu
Anşa başkaydı,
Allah var;
zati hepisini “-Anşam” deye gucakladım
Anşam deyelek kogdum
hinci dağdan-daşdan
eve geliyo olsam
evde Anşa garşılacağ(ı) mış
gibi geli hala da(h) a
ötekinner böyüdü ğeddi de
sankı anşa üçünün içinde
ben taha yirmisindemişiyin gibi
gapıyı açıp bille göremeyinşe
başım bi hoş olu!
ha deyince kendime gelemen
bi defa uçunmuşuyun işde
Anşam acıkmışdır deye
seğirdelek gelirin eve
gece yarıda gan-ter içinde gakarın
Anşam üsdünü aşmışdır,
yata(ğı) nı ıslatmışdır deye
Anşa da nası
ıramatlık anam gibi
apapbak sımalı
ayınondördü ğibi
alma yanaklı
buyday benizli
payam ğözlü
ğözlerinin garası zından garası
ağı ak
ap-apbak
siyah sırma saşlı
kalem gaşlı
Guduretden
bi Allah vereseğiydi
“gargaya yavrısı şahan geli” derler ya
öyle-böyle deği(l)
yalan deği
ötekinner de benim evladım
onnarı da ben doğurdum
emme
Anşam ırametlik
bi başgaydı.
ta öyle
ilk göz ağrımıdı
Anşam
DİPNOTLAR
Anşa: ayşe
samıt: şok halinde hareketsiz, gözleri fersiz, sağır, dilsiz, görmez, ifadeli kişi
baş kakıncı: başkalarının aşağılamasına başa kakmasına, vesile olma durumu
öte dünya, öteki dünya: ahiret, öldükten sonra dirileceğimiz dünya
alıcı kuş: atmaca /kartal, akbaba, vs. yırtıcı etçil kuşlar
sıklat: boğucu sıcaklık, bungun
fakirlik ilmuhaberi: muhtarın onayladığı belge ile hastane ücret az alınır ya da hiç alınmaz
ceneği/cenek: canevi (sine / bağır / kalbe doğru iki göğüs arası)
çilbir/çılbır: yular, hayvanların başındaki bağ
ik diba: ilk defa
saçmak, serpmek, dağıtmak anlamında
hanay: etrafı açık evin bölümü, sofa
sıkkın: deri yüzeyinin pütür pütür sivilcelerle dolması
cebelleşmek: ilgilenmek, uğraşmak, zorlamak
Osmanlı: dora-dobra, otoriter, güngörmüş, saygı uyandıran, ağırbaşlı,
ihicik/ıhıcık: bak işte orada
ünnemek: çağırmak
yatsı namazı
çevrik: çevresi belirlenmiş
ırmak/ırmamak/ıramamak: uzaklaştırmamak
kokmak: kokladım
uçunmak: daha önce yaşanmış bir şok(panik) un tekrarlanması
sıma/sima: çehre, yüz, bakış, yüz hatları
Kudretden: Yaratılışdan
Kayıt Tarihi : 29.12.2007 17:10:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Anşa Çelik Ayşe Çelikli Ayşa (Çelikli) Karademir Döndünün Anşa Mercen Gelini bu hikayeden haberi bile olmadan ya da rahmeti ebem Döndücenin bu hikayesini benim bildiğimden yazdığımdan habersiz ad aldığı ebemin ilk göz ağrısı Anşa'nın yanına göçmüş Allah Ebem Döndüce'ye ilk göz ağrısı Anşa'ya ondan ad alan Ayşe Halama rahmet eyleye bu şiir daha önce Ayşe (Anşa) olarak yayımlanmıştı şiir su gibi berrak, akışkan, keşke şaire bunu seslendirseydi, Kız Kulesine doğru doğan güneşİ izlemek (((i))) Mavi değil gökyüzü, bilinmez bir renk almış (burada bir kelime kayıp) sanırım vurgu kayboluyor.. senin olmam imkânsız... size uymamış saygılarımla süleyman Çelikli 27.01.2007 17:02 o zamanlar henüz insalık ölmemişmiş şimdi nerde... o zamanlar yaşamak vardı eza... cefa... ama bu yaşamak mı Mesut Gün Multiple Personality Selda Yüksel İstanbul Bayan, 37 26.01.2007 22:51 Hissettim hikayenizi derinden....Ve bu bir yetenektir.Karakterleri olduğu gibi aktarmak....Gözümde tüm unsurlar canlandı.Ben de taşrada büyüdüğüm için kelimelein çoğunda yabancılık çekmedim.Tek kelimeyle olağanüstü.....

TÜM YORUMLAR (2)