Habil’in kanı sızarken toprağa,
belirsizdi henüz ölümün yeri.
İnsan, kardeşini bıraktı boşluğa;
dağ sustu, yer sustu, gök sustu...
Bir kanat indi karanlıktan;
kaderin siyah mührü gibi.
Gördü toprağın açılışını karga,
gömdü ölüyü gagasının bilgisiyle.
İnsan baktı,
insan öğrendi.
Kadimdir o;
uzun bir zaman geçse de,
Yüzleri unutmaz,
hafıza ona mirastır.
Dokunma sessizliğine;
bir çağrı olur göğe.
Birden çoğalırlar üstünde,
bir gölge yazgı gibi
bırakmazlar peşini.
Asırları aşan bir bilgedir;
bilgi ondan geçer nesle,
sözsüz bir öğüt gibi.
Sesi, paslı bir bıçak gibi
ürpertir,
çünkü gerçeği hatırlatır.
Bir cevizi bırakır taşın bağrına,
yüksekten, yerçekimiyle raks ederek.
Azim kırar kabuğu;
sabır, tohumu toprağa kavuşturur.
O, doğanın yılmaz bekçisi;
ağaçlar arasında gezen siyah bir hafıza.
İlk gömünün izini
hâlâ belleğinde taşır.
Kayıt Tarihi : 28.12.2025 02:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!