“Ölmeden önce, niye yaşamış olduğumu anlamak isterdim...”
Ve yirminci yüzyılın ilk çocukları da öldüler
Çaresizdiler
İki savaş arasında bir İstanbul’u
Bilebildiler
Bir Yahya Bey’den bir Orhan Veli’den düşlerdi
Diyemediler
Tramvaylar altında rayların tangoları
Moda’dan üstü tenteli
İki göz arasında enstantane
Bu da geçerdi, bilemediler
Ve deniz hamamları arasından
Yandan çarklı
Bir savaş geliverdi
Düşler gittiler
Yerli mal haftaları
Kuru yemiş, incir ve fındık
Demir ağlarla dolu türküler
Bir geleceklerdi, gençlerdi, emanetlerdi
Gittiler
Gençlikleri
Yaşanmadan bittiler
Gizemleri, diyemleri, uçurtmalar
Karartma geceleri, karne ekmekleri
Diyemleri
Diyemediler
Yirminci yüzyıl çocukları
Neler beklerlerdi ne gördüler
Algıladılar mı?
Atomun parçalandığını
Tüm kavramların
Dürüstlük, kişilik ve insanlığın
Gördüler mi denizlerinin gittiğini
Ağlardan akarak
Ve sevdalı türkülerin
Tüm hamasî duyguların
Dürüstlük, kişilik ve insanlığın
Bildikleri
Değer diye ne varsa
Gökyüzü mavileri
Ve bembeyaz karlar dolu tramvayların
Hepsinin
Atomun parçalandığı o gece
Bir daha hiiç
Dönmemecesine...
Bu çocuklar
Kayıp kuşak
Bir yanlıştı
Doğmaları mı, yaşamaları mı?
Bilemediler
Comparsita’lı düğünlerden
Tan ağarmadan
Gerçeğe geçtiler
Çaresizdiler
Ve diyemleri
Hiiç diyemediler
Yüzyılın gerçek yüzü gelmişti
Bir kara delik gibi boşlukta
İçine girdiler
Kanın, hırsın, paranın
Ve kirliliğin
Deniz hava sularca
İnsanın insana ettiğinin
İnsanın dünyaya ettiğinin
Ruhlara
Ruhlara yapışan koyu katranlar gibi
Petrol öyküleri
Robot çarkları döndüren
Yazılım teknikleri
Bilgisayar masalarında
Soğuk, vahşî, acımasız
İş, borsa ve lâhmacun
İşlerin bittiğini
İşlerinin bittiğini
Algıladılar mı?
Kayıt Tarihi : 24.2.2017 00:21:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!