Uzun zaman önce, kapım baharın haşarı rüzgârıyla yalandığında içeride miskin, bezmiş bir nefes gibi tutuyordum kendimi.
Sen de bilirsin öyle halleri, mahpustum kendi lojmanıma.
Birilerinin insani olmayan halleri beni insanlığımdan alıp götürmüştü. Beni resmen süpürmüştü.
İçinde askeri zamanlarım; bilimum el bombası, patlamaya hazır fünyelerim, acılı g-3’lerim, paslanmaz silahlarım vardı. Her an savaşa hazır ışıldayan demirlerim.
Başkası yoktu. Canıma kıyacak kadar caniydim.
Sokakta bıraktığım muhlis hırkanın içindeki adam giremiyordu uykularıma.
Ne değişti? Nasıl kıvrandım böyle ansızın?
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Devamını Oku
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta