Bekleyemem ne geceyi, ne güneşi, ne de sabahı,
Misafir olmuş, bir gönle gönlüm, yoktur kalkacağı!
Dışarıda rengarenk çiçek, onlardan yok bu arının alacağı
Silmem, silemem ben çok seviyorum gözyaşlarımı.
Çok ağlayasım var,
Bilsen ne kadar çok!
Kendi hadsizliğime,
Herkese, her şeye,
Kanat çırpsın kuşlar,
Duyulmasın sesim.
Şımarık sevenin
Halleri nice olur
Ele avuca sığmayanın
Kanatları çıkınca,
Sıcak havalar arar,
Uçup gidici olur.
İnsana sır verme ayan olur,
Sır saklanmazsa rüsva olur.
Gizleyen ve örten Allah'tır,
Sır tutanın sırrı örtbas olur.
Kula dünyada fırsatı verilir,
Bana bir Sır verilmiş ezelden,
O Sırrı ben nerelerde arasam?
Gözlerime perdeler çekilmiş,
Bir başka gözde mi arasam?
Yaprakları şefkatiyle okşayan,
Ne çabuk geçer, bilir misin güneş gözlerimizin önünden!
Birlikte ağladıklarımızı, birlikte güldüklerimize tercih etmemiz,
Kim bilir belki de sırf bu yüzden!
- Sen sır tutabilir misin evlat?
- Evet tutarım beybaba
- İyi dinle o zaman evlat
-''Hepimiz öleceğiz''
- Ama bu sır değil ki beybaba
- Biliyorsun, hazırsın demek!
Ortamı gerip, balık avlayanlar yanılmasın,
Her zaman oltaya gelen sazanlar bulunur.
Bilen bilir, orta oyunu sahneye nasıl konulur!
Hiç bir şey, sanıldığı kadar berrak değildir,
Bugün dost görünen yarın sırtınızdan vurur.
Keşke ama demelerin hiç sırası değil,
Memleketin yangın yeri, sende gördün
Kendi dertlerinin sıkıntılarının ardından
Bilmem ki sen, kaç sigara söndürdün!
Ben medeniyetin sırtlan dişlerini bilediğini gördüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!