YAŞAMAK YAŞATMAKTIR
Kimi dört nala koşar, kimi aheste yürür
Gözle görülmeyeni kimi gönülle görür
Yaşamak yaşatmaktır, nefes almak değildir
Kimi toprak altında kimi üstünde çürür
HAKİKİ ÖNCÜLER
Yokuşlarda yokuz biz, bizi arayın düzde!
Samimiyet ararsan, yürekte değil sözde
Biz çabuk unuturuz hakiki öncüleri
Yaşayan büyüklerin ölüsü makbul bizde
İNCİNİR DİYE
Ferhatlıktan vazgeçtik, dağlar incinir diye
Toprağı elle kazdık, bağlar incinir diye
Bir kum küreciğine sığdırdık deryaları
Derinlere dalmadık, sığlar incinir diye
BEYHUDE
Akıbetin ölümdür, istersen yüzyıl yaşa
Unvanlar fayda vermez; beyhude ağa, paşa
Uçurumlara saptık yolların encamında
Pişmeye ramak kala soğuk su kattık aşa
HÜZÜN YÜKLÜ BİR GEMİ
Limandan uzaklaşır hüzün yüklü bir gemi
Hasret çekilmez olur koyulaştıkça demi
Yaşanmış saymıyorum sensiz geçen günleri
Kalbim döşeğin olsun, bir ömür uyu emi!
BİR DUA SERİNLİĞİ
Bir dua serinliği düşer avuçlarına
Nedamet yaşı değer kirpiğin uçlarına
Allah'tan umut kesmek, yakışmaz Müslüman'a
Pişmanlık kâfi gelir dağ gibi suçlarına
ÇABUK GEÇER NEVBAHAR
Bir ömür yürürsün de başa dönersin insan!
Çabuk geçer nevbahar, kışa dönersin insan!
"Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur"
İman yoksa kalbinde leşe dönersin insan!
ÖLÜMSÜZLÜK PEŞİNDE
Hazır mıdır insanlık yaklaşmakta olana?
Gerçeği teslim ettik bir kuru kör yalana
Beyhude dolaşırlar ölümsüzlük peşinde
Acep rastlayan var mı bu dünyada kalana?
MÜEBBET İSTERİM
Gölgeni gölgem bildim; yuvam, yurdum, yerim yâr
Sensiz gönül bağımdan alamadım verim yâr
En büyük esarettir uzağında özgürlük
Gözlerinin hapsinde müebbet isterim yâr
SUSMA VAKTİ
Eskimiş elekleri şimdi asma vaktidir
Lambanın islimini şimdi kısma vaktidir
Hakikat konuşunca derdest olur yalanlar
İmtihan bitti artık, şimdi susma vaktidir
ARI VE KOVAN MESELİ
Bahtsız bir arıyım ben, kovanımı kaybettim
Cansız beden cesettir, öz canımı kaybettim
Ten muhabbet ülkesi, yürektir payitahtı
Bedenim hükümsüzdür, sol yanımı kaybettim
YARIN DİYE BİR ŞEY YOK
Mâzi tüter bununda yaşlı kalbin teklerken
Taşar zamanın nehri, günü güne eklerken
An bu an, gün bugündür; yarın diye bir şey yok
Bugünü ıskalama yarınları beklerken
SENİ SANA BIRAKTIM
Sen dereyi çok gördün, sana Tuna bıraktım
Usandım nazlarından, seni sana bıraktım
Bu dünyanın encamı böyle gitmez bilesin
Bir gün yakarsın diye sana kına bıraktım
KENDİMDEN DE VAZGEÇTİM
Hüzün kadehlerinden hicran badesi içtim
Söndü umut çerağı, kendimden de vazgeçtim
Dudaklarıma taktım acziyet kelepçesi
Konuştum da ne oldu, artık susmayı seçtim
MONA LİSA YERİNE
Nevbahar kokuyorsun, leylak sinmiş terine
Bir dünya sığdırmışsın gözlerinin ferine
Leonardo da Vinci keşke seni görseydi
Elbet seni çizerdi Mona Lisa yerine
NE ANLATSAN BOŞUNA
Hasret nedir bilmezsin, gelmeyince başına
Acılar sulu sepken siner gözün yaşına
İçindeki yangını anlatmak mümkün değil
Yarası olmayana ne anlatsan boşuna
GÖZLERİN
Yakından bakamadım, elâ mıdır gözlerin?
Hasret narında yakan belâ mıdır gözlerin?
Ferhat'a dağı taşı pamuk gibi attıran...
Mecnûn'u kül eyleyen Leylâ mıdır gözlerin?
ÖZELEŞTİRİ
Sanırsın ki dünyaya gezip tozmaya geldin
Ölçüsüzce yaşayıp sanki azmaya geldin
Ötenin ötesi var, sen de konar göçersin
Zannetme bu âleme şiir yazmaya geldin
TAHAMMÜLÜM KALMADI
Boşa koydum dolmadı, dolusu hiç almadı
Nice seneler geçti, yâr kapımı çalmadı
Yolunu gözlemekten yoruldum ey sevgili!
Çatladı sabır taşı, tahammülüm kalmadı
GÖZÜNÜ KISKANIRIM
Dikenler benim olsun, güller deresin ey yâr!
Cefa bana revadır, sefa süresin ey yâr!
Gözünü kıskanırım nazar kıldıklarından
Her nereye bakarsan beni göresin ey yâr!
MİHNET DÖŞEĞİ
İçimdeki kasveti atamadım bir türlü
Mihnet döşeğim oldu, yatamadım bir türlü
Pazar pazar dolaştım, bulamadım müşteri
Derdimi kimselere satamadım bir türlü
SENİN KADAR YAKAMAZ
Deryayı özlemeyen ırmak coşkun akamaz
Ne gül ne de karanfil senin gibi kokamaz
Senin kadar yakmadı ne Leyla ne de Şirin
Dünyada hiçbir ateş senin kadar yakamaz
GÖZLERİN 'BUYUR' DİYOR
Dilin 'git artık' derken gözlerin 'buyur' diyor
'Gönlümün açlığını aşkınla doyur' diyor
İçime hapsettiğim bu imkânsız sevdayı
Yüreğin onaylarken dudağın 'hayır' diyor
VUSLATIN SIRATI
Gece sabaha kadar sayıkladım adını
Mahşere tehir ettim gönlümün muradını
Ayaklarım bağlandı firkatin zinciriyle
Geçemedim bir türlü vuslatın sıratını
HİCRAN KIYMIKLARI
Mutluluklar çok kısa, kelebek ömrü kadar
Hicranın kıymıkları yüreğimize batar
Zulmet ebedî değil, kışın ardı bahardır
Zifiri karanlığın ertesinde tan atar
OK MİSALİ
Kirpiği ok misali, yüreği delip geçer
Bilmez yaralarımı, sevdiğim gülüp geçer
Gözlerime değince can yakar elâ gözü
Bu dert beni öldürür, sanmayın gelip geçer
ZULÜM PAYİDAR OLMAZ
Hakkından fazlasını veren yüce Allah'tır
Haksızlık yapanları gören yüce Allah'tır
Zulüm payidar olmaz, devran döner tersine
Zalimin defterini düren yüce Allah'tır
ŞEKVA EYLEME BÜLBÜL
Güllerin ibadeti kokmaktır bilesin can!
Suların ibadeti akmaktır bilesin can!
Yandım tutuştum diye şekva eyleme bülbül!
Sevdanın ibadeti yakmaktır bilesin can!
GÜNEŞ DOĞACAK BİR GÜN
Karanlık ufuklardan güneş doğacak bir gün
Çölleşen yüreklere rahmet yağacak bir gün
Sen yeter ki sevmeyi şiar eyle kendine
Kâinata sığmayan kalbe sığacak bir gün
VARLIĞINLA ÇOĞALDIM
Varlığınla çoğaldım, sen yokken az'dım gülüm!
Gönlümün burçlarına adını yazdım gülüm!
Ayakucuna koydum hasret mektupları
Gül kokan mezarını kalbime kazdım gülüm!
NAL KISRAĞA YÜK DEĞİL
Menzile yol alırken nal kısrağa yük değil
Sol yanda taşıdığın yürektir, höyük değil
Hakk'a ve hakikate dayanan yolda kalmaz
Âlemde hiçbir kuvvet Allah'tan büyük değil
YOLCUYA YOLLAR AĞLAR
Çınardan yaprak düşer; kök ağlar, dallar ağlar
Zamansız gidişlerde yolcuya yollar ağlar
Matem tutar asuman, bulut gözyaşı döker
Şehidin arkasından bayrakta allar ağlar
UZAĞIN YAKINI
Bastı yine karanlık, gün çekildi kınına
Düşleri salıverdik zamanın akınına
Kâğıttan gemilerle çıktık okyanuslara
Bîçâre demir attık uzağın yakınına
KESRET DEĞİRMENİ
Sonsuzluktan gelmişiz, ölüm dönmektir öze
Memleketin altı da üstü de vatan bize
Kesret değirmeninde paramparça oluruz
Birliğe sarılırsak ancak çıkarız düze
İÇİMDEKİ BAYRAK
Hasret kurşun misali, omzuma bindirmişim
Vuslatı hayal edip acımı dindirmişim
Terk-i diyar ettiğin günden beri mahzunum
İçimdeki bayrağı yarıya indirmişim
M. NİHAT MALKOÇ
Nihat Malkoç
Kayıt Tarihi : 14.04.2026 22:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!