I.
Piramidin şaşalı gölgesinde oturmuş Babil'in asmalarından gelme üzümleri yiyordu bilmem kaçıncı Firavun.
Henüz Musa kılıcını yeni bırakmış Nuh havada kara bulutlar görmemişti.
Bir köle tadına bakma gafletine düşmeseydi eğer "Tanrı'nın kapısı"(Akadca / Babil) açılıp, yıkılmayacaktı.
II.
Biz bildik ki: Bir avuç toprak alıp yerden Agdistis'in (toprak tanrısı) izniyle savurunca gökyüzüne, Demeter'in/Ceres'in (tahıl tanrıçası) bereketi sarar Cybele'nin (dağlar) eteklerini...
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Socratesin asılma sebebi, savunmasında saklı bir inanç vardı. Aklıma gelenler kısmından.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta