İki yüz kırk saat kaldı, yalnızca o kadarcık.
İki yüz kırk fidan diksem geleceksin değil mi?
Masamda iki yüz kırk fincan soğutsam, başıboş kimsesiz…
Geleceksin.
Ya da iki yüz kırk satır yazsam seni anlatan,
Kim bilir neler sığar incecik kağıtlara.
Seni kaldırabilir mi o incecik kağıtlar bilmem ama,
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta