İki Ses, Tek Kalp
Kadın:
Geceyi bir hırka gibi omzuma aldım bugün,
Sensizliğin o kurşun ağırlığı çöktü içime.
Adını fısıldadım zifiri karanlığa;
Sanki sen duyar da, yankın geri gelir diye...
Erkek:
Ben de yıldızların avuçlarına bıraktım seni;
"Hangi gökyüzünde saklısın?" diye sordum.
Sadece kalbim cevap verdi o derin sessizlikte:
"Korkma, o hâlâ sende..."
Kadın:
Dokunsan geçecek gibi her şey, bir dokunuşun şifa...
Bir nefesin yeterdi, ruhumdaki o derin yaralara.
Ama mesafeler var aramızda;
Adı konmamış, görünmez ama aşılmaz duvarlar gibi.
Erkek:
Ben o duvarları her gece tek başıma yıkıyorum,
Sana doğru yürürken, kendi içimdeki dehlizlerde.
Belki parmak uçlarım ulaşamıyor tenine;
Ama bil ki kalbin, her atışta kalbimle aynı yerde.
Kadın:
Sevmek bu mu dersin?
Eksildikçe taşan, uzaklaştıkça düğümlenen...
Öyle bir boşluk ki; hem çok kalabalık, hem kimsesiz.
Erkek:
Sevmek, seninle başlayan o meçhul alfabedir.
Adını koyamadığım her duygunun tek karşılığı...
Bir bakışında kaybolduğum, bir susuşunda nefesimin kesildiği o yer.
Kadın:
Korkuyorum bazen...
Ya bir gün bu masal, son sayfasına gelirse?
Erkek:
Biz bitmeyiz kanka...
Çünkü biz kavuşmanın hevesinden değil,
Sevmenin o kadim sancısından var olduk.
Birlikte:
Aynı gökyüzü altında, farklı korlarda yanıyoruz belki;
Ama aynı ateşin dumanıyız biz.
Mesafe dediğin nedir ki?
Aynı aşkın iki ayrı kıyısıyız şimdi.
Kadın:
Bazen rüyalarımın kapısını aralıyorsun,
Sanki hiç gitmemişsin, hep oradaymışsın gibi...
Saçlarımı okşayıp sadece susuyorsun;
İşte en çok o dilsiz sessizliğin yakıyor içimi.
Erkek:
Ben hiç gitmedim ki senden, sadece gölgem uzak düştü.
Ruhum, ilk günkü gibi aynı siperde bekliyor seni.
Adını her vuruşta bir mühür gibi basan,
Yorgun ama vazgeçmeyen bir kalpteyim.
Kadın:
Bir gün gerçekten sarılır mıyız o imkânsız şafakta?
Yoksa hep böyle "eksik" mi kalacağız?
Erkek:
Biz yarım değiliz; biz, henüz tamamlanmamış bir destanız.
Ve inan bana...
En unutulmaz hikâyeler, sonu boşlukta bırakılanlardır.
Kadın:
Ellerin ellerime mühürlenseydi,
Belki bu kadar yetim kalmazdı geceler.
Belki adını her duyduğumda,
Ruhum bu kadar kimsesizleşmezdi.
Erkek:
Göz göze geldiğimiz o an, dünya duracak biliyorum.
Zamanın çarkı kırılacak, sesler susacak...
Bir tek kalbinin gümlemesi kalacak geriye,
Bir de benim sana sonsuz "gel" deyişim.
Kadın:
Peki, şimdi "gel" desem... Gelir misin?
Erkek:
Bir adım at yeter, ben tüm yolları koşarak eritirim.
Çünkü ben seni, bir duraklık uğramak için değil;
Menzilimde kalmak, sende yaşlanmak için sevdim.
Kadın:
O zaman söz ver bana;
Fırtınalar kopsa da, o bağı koparmayacağız.
Erkek:
Söz değil bu, bir ruh yemini...
Seni sevdiğim kadar mutlak,
Nefesim son bulana kadar sürecek bir ahit bu.
Birlikte:
Bir gün mesafeler diz çökecek,
Zaman, aşkımızın önünde boyun eğecek.
Ve biz; iki yabancı gibi değil,
Varlığı birbirine muhtaç iki parça gibi,
Kendi yuvamızda, birbirimizde kavuşacağız.
Kadın:
İçimde bir umut çiçeği var hâlâ,
Adını bilmediğim, aydınlık bir sabaha dair...
Erkek:
O sabahın adı biziz işte.
Gece ne kadar hüküm sürerse sürsün,
Güneşin doğuşu kadar kaçınılmazdır bu sevda.
Birlikte:
Sevmek bazen kavuşmak değil, aynı yangını paylaşmaktır.
Ama bil ki bu aşk, ne eksilir ne de küllenir.
Çünkü biz birbirimizi değil,
Birbirimizin alnına yazılmış o kaderi sevdik.
Kayıt Tarihi : 18.3.2026 20:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!