İki Kişi İçin Suç Müziği Şiiri - Mehmet ...

Mehmet İşten
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

İki Kişi İçin Suç Müziği

beğenmeyenler olacaktır ama ben ukala bir ömür çıkardım işte şapkamın içinden

kıvılcımın yangına dönüşme arzusu belki, içimdeki bütün körlere çelme takma isteği
her kadının kokusunu ayrı ayrı duymam, her otobüste kavga çıkarmam belki hep bu
göz altlarımı çizdiğim kemik saplı çakıyı nehre bıraktım
bileğimdeki kaşıntıyla kendini ele veren kanın çağrısını
çocukken dinlediğim bir masalla yatıştırdım

işte bir çentik daha dünyaya upuzun kurt bakışlarımla

size de anlatır belki gecemi üzgünlüklerle dolduran rüzgar
martılara hikayeler anlatarak sakinleşebilen bir adam olacağımı bilmeden sonunda
-hikayeler, akşam oldu mu meyhanelere deniz iklimi taşıyan balıkçılara dair-
ve yaşadığım kentin yaşadığım
..........
..........

Mehmet İşten
Kayıt Tarihi : 22.1.2012 05:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Orhan Balkarlı
    Orhan Balkarlı

    Gönlün oldu mu çoban misali benim güzel ağbim tekeden teleme çalarsın

    Gönlün olmazsa Nilgün’ün cinsini cibilliyetini bile malzeme yapar kara çalarsın

    Aşk olsun sana ağbi.’’Şiiri beğenmedim sevmedim sevemedim de’’ de işin içinden çık vallahi sana kimseler bir şey demez sana.

    Cevap Yaz
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Hayatın her noktasında olmak isteyen müthiş bir merak, merakın ve ideal duygularının arasına sıkışmış bir hırçınlık, daha güzeli, daha mükemmeli kendi içinde tartışmayı huy edinmiş bir içtenlik...

    hasılı vel kelam şiirin arkasında arkadaş olmaktan hoşlanacağım bir siluet mevcut...yazdıklarının şiir olup olmadığına aldırmayacak kadar şiirle dopdolu nefesler alıp veren bir siluet... beden kokmayan, bedenden arınmış düşünceye ve duyguya dönüşmüş yani siluet haline dönüşmüş bir ince ruh..

    mırıldanan bir şiir....güzel şiir...

    Cevap Yaz
  • Avni Çakar
    Avni Çakar

    Uzun satırlarla şiir oluşturmak her babayiğidin harcı değil. (Deneyin, görün.)

    Dizeleri düzyazı yeknesaklığından kurtulmuş, aceleci okumalara izin vermeyen bu metin -evet, yüzde yüz şiir- sağlamcı bir çabanın ürünü.

    Şairi, belli ki dilbazlık derdinde. Yine belli ki, dilbazlık tuzaklarında korkusuz... Şiirde en sağlam direkler ise bazılarının dört elle sarıldığı o -dumandan- imgelere uzak duruş.

    Tarzım mı? Değil... Ama, kendine inancın mütevazı şiiriydi okuduğum, bana düğmelerimi iliklemek düşer.

    Cevap Yaz
  • Yüksel Nimet Apel
    Yüksel Nimet Apel

    'şehrin tükürdüğü, kentin koynuna aldığı çocukların lehçelerinden bir aksan yaptım kendime bir aksan...yerli! bir aksan kusursuzca asi!'

    okudukça şiiri daha çok sevdim tebrikler şair.

    Cevap Yaz
  • Orhan Balkarlı
    Orhan Balkarlı

    Nesire çalan şiir dili bu. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var derler. Dünkü şairle bu günkü şairin yoğurt yiyişleri birbirlerine çok benziyor.Güzel şiir Allah için.

    Şiir öte tarafı da bu tarafı da kuşatan ne kadar uçsuz bucaksız bir iklim. Şişede balık olanı mı ararsın, arafta asılı kalanı mı, gidip o taraftan bu tarafı seyredeni mi, şapkadan tavşan çıkaranı mı her bir şey var. Bakın mesela Nilay Özer de niyet tavşanı olmak istemiş Çırak isimli şiirinde;

    Beni dişi tavşan kalıbına dök usta
    Suskunum söyleyecek tek sözüm kalmadı
    Davalar, uluslar, haksızlıklar bir yana
    Kendini zor taşır bu uyurgezer akıntı

    Usta senin ak ellerin renklerle dosttur
    Ser önüme mavileri niyet çekeyim
    Gökyüzü dediğin bazen ölü bir kuştur
    Yeter ki yolumda olduğumu bileyim

    Beyazdı uykular birden kana bulandı
    Usta kan sıçradı şiir cibinliğine
    Ay ışığından gebe kaldı köy kızları
    Kim babalık edecek böyle sefil bilince

    Beni anmaz usta kör noktası hayatın
    Sevdanın nefretle seyreltilmiş adıyım
    Öncesine rastladım o tirşe tufanın
    Tüm soykırımların sonrasına rastladım

    Beni dişi tavşan kalıbına dök usta
    Çok üretsin çabuk olgunlaşsın çırağın...


    İnsanın muhayyilesi kendisinden ve yapabileceklerinden çok daha büyüktür inanın. Allah çok şükür ki bizlere hayal etme yetisini vermiş. Gördüklerimizi ve bildiklerimizle yetinseydik(Gördüklerimiz Bildiklerimiz değildir……Kemal İspir tini) bu hayat maazallah çok sıkıcı ve berbat bir şey olurdu öyle değil mi?

    Mesela siz Nilgün’ü kırk beş senede ancak bir kez gördünüz. Bu süre zarfında hiç hayal kurmadan mı yaşadınız? Ya da kendinizi bu yaştan sonra dünyanın en büyük şiir eleştirmeni olarak görüyorsunuz. Bunun ne sakıncası var, her şey bir hayalle başlar öyle değil mi? Ben elli yıl sonra okunup yüzyıl sonra anlaşılırım diyorsunuz. Kim bilir bakarsınız gelecek nesiller üç bin yıldır sınır konulamayan şiire sınır koyarlar sizin yaklaşımınızı benimseyip dağı suyu rüzgârı olmayan şiirler çer çöptür derler. Sizi hayırla yâd ederler.

    Demem o ki hayalin sınırı yoktur hocam. Sizin hayallerle kıyaslandığında öyle kötü bir hayal de değil hocam şairinkisi canım hocam.

    Şimdi dehlip neydi hocam? Desem (Bizim Antep de Fıstık ve bulgur işleyen tesislere dehlip denir.)Kafanda gezen bin tane dehlip değirmen hikâyesi vardır Allah bilir. Değirmen ile dehlip farklı şeydir onu belirteyim.Değirmenler öğüten dehlipler kabuk soyan tesislerdir. Kantarın topuzunu diyorum hocam , kaçırmayalım diyorum hocam.

    Maazallah öte tarafın şaşmaz terazisi varır varmaz devreye giriyormuş. Hemen yatırıyorlarmış falakaya hocaaaam.

    Selam ve hürmetler şiir gönüllüsü güzel insanlar.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (20)

Mehmet İşten