Alsancak Gündoğdu Meydanı’nda
Anıtın hemen yanı başında
Seyre daldım körfezi
Hırçın dalgalarla coşmuş denizi
Kendimden geçtiğim bir anda
Bir çingene kadını
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Araya pembe düşler serpiştirdi
Biraz da pembe hayaller
Bıraktı elimi
Gülümsedi
Şaşkın mı şaşkın gözlerim
İnanamamışlığın verdiği şokta
Sadece teşekkür edebildim
Düşümdüm de
Sanki gölgemmiş gibi geldi
......................
***Ünal KAR
Bazen 2 dk. hayatının romanını eldeki çizgilerden okuyuverirler,çünkü gönül gözüyle bakıyorlar hayata ve insanlara tabi ki. Hayat belki 2dk. bile değil, bir an, sadece bir an, yıllara eşit olan.
ÇOK GÜZEL ANLATILMIŞ, HARİKA!
Saygılarımla tebriklerimle, Ünal bey.
Vasfiye Çetin
Biraz inat var sende dedi
Gülümsedi
Doğruya doğru
Haksızda sayılmazdı
Bir başladı pir başladı
Hayatım film şeridi oldu
Fatma bacının dilinde
Aktı… Aktı… Aktı…
Söylediği her cümlede
Büyülenmiş gitmiştim
Sadece doğru doğru doğru diyebilmiştim
uzun şiirler girişle sonuç aynı temeda götürülmesi oldukça zor bir sanat
usta kalem bunu çok güzel başarmış
yüreğiniz var olsun
Şiiriniz uzundu. Hayatınız, daha da uzun olsun.Uzun şiirleri okumak vakit ister. Öyle şiirler vardır ki, yüreklerin aynası gibidir. Hikaye tadında bir solukta okunur. Zaman ya damakta bal gibi tatlı, ya da bal, hiç değmemiş damakta zaman acı bir tat bıraktı. Acısıyla tatlısıyla yaşıyoruz zamanı ellerinde kalemi olanlar bence çok şanşlı. Saygılar hep sevgiyle kalın.
İki dakikaya sığdırılan koca bir ömür.Hayat dedikleri bu olsa gerek.Ecel kapıyı çaldığında (Allah size sağlıklı nice uzun ömürler versin muğanete muhtaç etmeden) kaç saniye sürüyor ki koca bir ömür ve ardı HİÇLİK önü BELİRSİZLİK cizgisinde tükenen bir hayat.
Üstat inan bu şiirin tadına doyamadım.Oysa uzun şiirleri sevmem.Okadar yalın ve içten yazmışsınız ki üç kez üst üste okudum.Sizi canı gönülden kutluyor ve Adıyaman'dan hakettiğiniz tam puanı gönderiyorum.
Evettttttttt dostum hani derler ya fala inanma falsız da kalma çok doğru ,izmirin fatma bacıları emine bacıları çoktur bende emine diye bir kadına baktırdım olmaz böyle bir şey isim vererek anlattı ben öyle birilerini tanımıyorum dedim çok sinirlendi oturduğu evin bir tarafında cami bir tarafında okul var dedi ben şok oldum.Sizinkide güzel bir anı olarak kalsın
hayat iki dk belkide daha kısa ama önemli olan sevdiklerimizle olmak onları kırmamak. ah bunu bir becersek. tebrik ediyorum şiiriniz için..
FALCILAR İŞTE BÖYLE KOCA HAYATI İKİ DAKİKAYA SIĞDIRIRMIŞ VE HERKESİN HAYATINI BİLİRMİŞ. SİZE ÜZÜLMEK KALDI. ÜZÜLMEYİN ACILARINIZI DA İKİ DAKİKA GİBİ KISA SÜRE YAŞAMIŞ OLUYORSUNUZ..
Vay benim canım kardeşim fala inanma falsızda kalma demişler ama sen yinede fazla takma kafaya tadıyla yaşanılan 2 dakika bazen bir ömre bedeldir nasılsınız bakalım sultan ahmetten beri inşallah her şey yolundadır SEVGİ VE SAYGI İLE..ALLAHA EMANET OLUNUZ...
usta kalem yoruma gerek varmı şiir zaten kendini kanıtlıyor...yüreğiniz 2 dakikalık koca bir ömürle sohbete dalmış..harikasınız
Ömür denilen şey,bir göz açıp kapamak kadarmış Ünal bey,değerini bilmemiz gerek...kutluyorum güzel şiiri :)
Bu şiir ile ilgili 29 tane yorum bulunmakta