İki Canın Yankısı

Mehmet Hanifi Erdinç
92

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

İki Canın Yankısı

Ben eskiden yolu yokuşa sarılmış,
Kaderin heybesinde yorulmuş bir garip yolcuydum.
Tutunacak dalım kalmamış, rüzgârın kucağında savrulan.
Yurdundan sürülmüş bir bulut gibi,
Gideceği menzile sis basmış, aklımın ipi kopmuş bir divane.
Sanırdım ki yüküm sadece kemikten,
Sanırdım ki nefes, ciğerimin dar bir kafeste aldanışıdır.
Meğer can dediğin, damarda akan merhametten fazlasıymış.
Sadece kendini yaşatmak değil,
Bir başkasının uçurumuna kanat germekmiş.

Eskiden tek kişilik bir hikâyeydi bu hayat,
Şimdi hangi satırı yazsam, mürekkebi seninle doluyor.
Eskiden kendi canımın bekçisiyken,
Şimdi senin nefesinin nöbetçisi oldum.
Kendi gölgemi sırtlayınca omuzlarıma,
Dünyanın tüm yollarını tükettim sanırdım.
Senin kuraklığına yağmur, senin sessizliğine çığlık oldum.
Oysa sevda bir kez vurunca kapıya,
Dağların ardındaki o saklı bahar uyanırmış.
Seninle anladım,
İnsan bu yeryüzünde sadece kendi gölgesini gezdirmezmiş.
Ruhun o en kuytu, en suskun köşesinde,
Bir can daha filizlenirmiş,
Kökü toprağın kalbinde, dalı gökyüzünün sinesinde...

Artık attığım her adım, ıssız bir vadide iki kişilik yankı,
Ciğerime çektiğim her soluk, iki kişilik bir sızıymış.
Sevdiğini bir isim gibi mühürlemezmişsin kalbine,
Onu bir hırka gibi, bir dert gibi,
Kendi teninden bir parça gibi taşırmışsın gurbetlerde.
Bak işte, senin gülüşün gelip benim dudaklarımın kıvrımına yerleşti,
Senin kederin, benim omuzlarımda bir ömürlük yük oldu.
Şimdi hangi yana dönsem, senden bir rüzgâr esiyor,
Hangi patikaya sapsam, ayak izlerin toprağıma karışıyor.

Eskiden dünyayı bir başıma sığdırırdım sığınağıma,
Şimdi koca evren dar geliyor,
Bir nefeslik boşluğun bende uçurumlar açıyor.
Gözlerin gözlerime değdiğinden beri,
Bende benden bir eser kalmadı;
Eridi mühür, dağıldı sis, söndü kendi ateşim,
Senin közünle harlandı küllerim.

Kışın ayazında senin üşümenle titriyor içim,
Baharın gelişini kokudan anlıyorum.
Bir elmanın iki yarısı değiliz biz,
Biz, tek bir yarada kanayan iki ayrı bedeniz.
Sen sustuğunda benim dilim tutuluyor,
Sen ağladığında benim kirpiklerimden yaşlar dökülüyor.
Zannederdim ki yol biter, menzil bulunur,
Her sabah sana uyanmak,
Her akşam sende uyumak yetmezmiş,
Sen bende bir emanet değil,
Sen bende, benden daha çok "ben" oldun artık.
Yüküm ağırlaştı sanma sakın,
Bu dünya üzerinde taşınacak en hafif yük,
Ruhu ruhuna iliklenmiş bir canın ağırlığıymış.

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 14:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!