İhtiyar işte!
Toprak kokusu yüzündeki tebessümden yara izi
Teninden yayılan latif bir koku yağmurdan kalan
Titreyen ellerinde yılların alkolleşmiş hisleri
Gözlerindeki yorgunluk yolculuğa dalan
Kim anlar yosma kelimelerin yalancı yüzünü
Eskimeyen ipek halıların cilveli desenlerine sinen aşk tütünü
Sevgililerin tanımaz seni dilindeki tat hüzün üzümü
Sarhoş ritimlerde dans eden kadın cümbüşü
Akşam üstü –üst üste fikirler- haksız küfürler
Tınısız şehrin- kör güzelleri –köşe başları sefil sürüsü
İnsan halinde nefesler- kelimelere dökülen zehirler
Eski bir gramofon- yazılmamış plak- yarım hicap ne de büyü
Dinle ihtiyar, kadim dost yalnızlık
Kulak verme, nefret susuzluk – kamil olmayan bir beyt
Ölümdeki latif tarifsiz hal, topraktaki saflık
Son gazel ölüme vuslat – hicrana bir feryadı figan heyt!
Kayıt Tarihi : 3.11.2009 17:12:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!