Ağaç meyve yüklü sevdalı dallar
İnsanlık içinde birleşir yollar,
Çalışın, üretin, kurtulur kullar
Bir kök bir gövdeye ihtiyacım var.
Konya Bafra Çorum Van ovasında
Haymana Erzurum Muş yaylasında
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Üç yüz altmış beş hücrem birliktedir
İzmirli Mardinli bir bilektedir
Kovanda toplanan bal petektedir,
ÇİFTÇİ’M “ Dört Kitaba “ ihtiyacım var.
Güzel şiirinizi tebrik ederim..Muhabbetlerimle..
HEPİMİZİN İHTİYACI VAR…
İstemiyorlar Nazır Hocam, istemiyorlar…
Fırsat vermiyorlar kendi olmalarına, kendi gibi düşünmelerine…
Önce kimliklerini saltlaştırmaya çalışıyorlar “SEN BUSUN” diyorlar ve kafalarına zerk ediyorlar; sonra da “SEN NEDEN KENDİN OLMUYORSUN” diye kışkırtıyorlar…
*
Ne aynı ağacın tatlı meyveleriyiz, ne de aynı gövdenin kollarlındaki bileklerden uzayan parmaklarıyız.
İşte böyle olmamıza fırsat vermiyorlar.
İçerden, dışardan kemiriyorlar beynimizi, ruhumuzu, bilincimizi, yüreğimizi…
Bütün bedenimizde urlar, sivilceler, yaralar oluşturdular. Ha bire kanatıyorlar…
Mikrop kaptı yaralarımız…
İrinler sızar oldu her bir yaramızdan…
*
Hep birlikte barlar, horonlar, zeybekler, çiftetelliler oyandık.
Hep birlikte naralar attık; ses sese verip halaylarda türküler çığırdık.
Hep birlikte dolu dolu zılgıtlar attık…
Attık, ama zılgıtın anlamını da bozdular, bozdurdular…
Simge yaptılar; işaret, giz yaptılar…
Bizi biz değil, “BİRİLERİ” yaptılar, “ÖTEKİ” yaptılar…
İçimizdeki duyguları başkalaştırdılar.
Çileli, belalı, acılı, kederli hale soktular.
Acımızı paylaşamadık; çilemizi böldüler, anlaşamadık…
Hücrelerimizi bozdular, damarlarımızı değiştirdiler, kalplerimiz çözdüler; düşüncelerimizi yozlaştırdılar, birliğimizi dağıttılar…
Velhasıl, her ne kadar ümitsiz değilsem de…
Olmuyor Nazır Hocam,
Kendimiz olmamıza izin vermiyorlar…
…
Dağlara çıkanlar derdim değil.
“Biz” olup da bozulanlara yanıyorum, değerli hocam…
*
Tebrik ve takdirlerimle.
Güzel ve etkileyici…
“BİRLİK – BÜTÜNLÜK ŞİİRİ”
Yüreğine, kalemine sağlık.
………………………….23 Eylül 2011
………………………….Hikmet ÇİFTÇİ
“GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”
kutlarım yürek kalem sesinizi tam puan saygı sevgiyle
Ağaç meyve yüklü sevdalı dallar
İnsanlık içinde birleşir yollar,
Çalışın, üretin, kurtulur kullar
Bir kök bir gövdeye ihtiyacım var........Gönlüne sağlık Nazır Hocam .....
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta