Yaşamak mı dersin, kuytularda yaşamak
Bir yağmur bulutunun gölgesinde uzanmak
Derken ölüm, aniden, sessizce ve usulca
Gaye, şehadet ile maveraya ulaşmak.
İki adım giderim yere kapaklanırım
Ben bir gönül yolculuğu umarım hanımefendi,
Kendinize en güzel koltuğu ayırın.
Bir yangın bulmak umarım gönlünüz ortasında,
Suyunu yalnızca benden alacak...
Hanımefendi, siz gireceksiniz hanemin eşiğinden,
Sıcak mevsimlerin sahil kenarıyım ben
Geceye doğru bir üşüme gelecek sırtına
Duman rengi şalını ellerimle örteceğim
Ve karşına geçip tebessüm edeceğim...
Ben buraların meşhur tuzlu kumuyum
Sana gelen yollar bilsem kaç adım;
Nerede, ne zaman beklersin beni?
Görsen tanır mısın, neydi ki adım?
Zira unuturum bazen ben bile beni.
Kapının önünde belirsem ansızın,
Ne yapmak ister bu müşteki kalabalık?
Ben yokluğunda çırpınırken böylece.
Herkes her şeyden mi rahatsız?
Söyle bana nedir bu anlaşılmazlık?
Bu vehim bitsin bu gece, gel.
Rengarenk, süzülürken sokak başından
Gözleri ilkin gözlerime değiyor.
Bu bakış ve bu endam beni yıkmadan,
Sanki ömrümün paydasına dikiş atıyor.
Uçurtmalar bugün benim elimde,
Bembeyaz bir örtü, üstünde bıçak
Birazdan buradan ölüm çıkacak;
Ben kaçarken ondan hep köşe bucak
Bilmezdim buradan ölüm çıkacak.
Odamda duvarlar ağlıyor bugün,
Ramazan;
Hoşgeldin gönüllerin şifası,
Kalplerin merhameti,
İmanın sabır sevgilisi,
Dillerin mükemmel kilidi.
Hoşgeldin...
Raks ederken mutlu etekleri rüzgarla
Bir remma kovalar tüm nazarları
Yönelir samimiyeti ile gözleri en uçlara
Ve sıçrar dilinden birkaç mahpus kelime
Yorar gün boyunca delikanlı adamı
Ama hissettirmez çağdaş kölelik kavramını
Muştular saçar bembeyaz yüzüyle yine
Remma bugün taze baharlarında
Öylece kaldırmadan gözlerini dururken
Yeter de artar papatyaların açmasına
Delikanlı adamın muhkem derinlerinde.
Savurur madde ve manayı saniyelerle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!