Geçer denilen günler geçmedi kaldı.
Ecel kuşu bizleri seçmedi kaldı.
Ayrılık hançer olup deşmedi kaldı.
Derdin dermanını hicrana yazmışlar.
Boğazım dikenden dilimi yaralar.
Her umut derinden kalbimi yaralar.
Geçmedi günümüz, vakit sabra kaldı.
Aklımı akıldan uzağa yazmışlar.
Mevt isterem Haktan, öldür meni Ya Rab!
Kabrimi ters eyle, döndür meni Ya Rab!
Vuslat dediğin ancak ukbaya kaldı.
Varım yoğumu ataşa yâr yazmışlar.
Senin uğruna bir garip meczub oldum.
Vurup sineme hançeri Mecnun oldum.
Yaralarım mende aklım sende kaldı.
Şifamı ırak ele sürgün yazmışlar.
Şol acunda yok mudur yanmadan sönen.
Var mıdır yanımızda yolundan dönen.
Hakikat bal olsa, bize zehri kaldı.
Yanmışı sönmüşe eş deyi yazmışlar.
İnsan her şeyi kaybedince anlıyor.
Hasretler ayrılıklar gönle damlıyor.
Gözümden akmayan bir damla yaş kaldı.
Kader defterini zulümle yazmışlar.
Yanarım, yanarım âşk için yanarım.
Âşk için olan bağda ölür kalırım.
Hiçbir şey bilmezem, yanmak mene kaldı.
Âşk elinden bir tası ırak yazmışlar.
Men men miyem ki meni mende bulasın.
Menim özüm bir, meni anda bulasın.
Elimde bir kalem bir de kağıt kaldı,
Yâr kokusunu mene haram yazmışlar.
Şah-ı Kebir der dar olup Hakka vara.
Gayrı geçmez sinedeki üç beş yara.
Yaşam için heves kursağımda kaldı.
Özde hevesi ölümle bir yazmışlar.
Âşık Şah-ı Kebir
Aşık Şahı KebirKayıt Tarihi : 11.06.2026 05:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!