Her hafta sonu yaptığım gibi bu hafta sonu da içimdeki sesi dinlemek için sahile indim ve saatlerce yürüdüm. Ama bu sefer çok kanlı bir yürüyüş oldu bu. Her zamanki gibi bir çözüm bulmuş olarak değil, çözümsüzlüklerin içinde boğulmuş olarak geri döndüm evime.
Gönlüm senin aşk ateşinle yanıp tutuşurken aklım da bir arada olmamızın imkansızlığını haykırıyordu. İkisi de öyle güçlüydü ki ben çaresiz kaldım. Savaş ilan ettiler. En güçlü silahlarıyla birbirine saldırıyorlardı. İkisi de kendinden emin ve kararlıydı. Sürekli etrafa zarar veriyorlardı. Tabii ki kendilerine de. Bu savaşın sonunda hangisi galip gelirse gelsin yada yenişemeseler bile değişmeyecek bir sonuç vardı. O da bu savaştan en zararlı benim çıkacağımdı. Eğer biri kazanırsa diğeri kaybedecek, biri gülerken diğeri kahrolacaktı. Eğer barış ilan etselerdi ikisi de zararlıydı çünkü çok ağır darbeler almışlardı. Sonuçta kaybeden yine ben, yine ben olacaktım.
İçimdeki savaş hala devam ediyor. Kulağıma hala ahların, öfkelerin fısıltıları geliyor. Bakalım hangisi galip gelecek? Yoksa yenilen beni de yanına alıp ahirete mi göçecek? Şimdi soruyorum acaba savaşın sebebi sonuçtan memnun kalabilecek mi?
Isparta, 2003
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta