Gençliğim eridi gitti loş bir akşam külünde,
Kayboldu sesim sessizliğin karanlık gülünde.
Acıyla yoğruldum yıllar boyunca ince ince,
Bir ben kaldım sonunda, kaderin solgun tülünde.
Düştüm, kalktım, direndim rüzgârların önünde,
Yara yara yürüdüm hayatın kör düğümünde.
Dışım hep sağlam durdu, çelikten bir dağ misali,
İçimse gizli bir sığınakta titrek bir çocuk hâli.
Zaman geçtikçe büyüdü içimde suskun sızı,
Her tebessüm ardında saklandı derin bir hüzün izi.
Gözlerimde titreyen soluk bir hatıra var,
Kırık bir melodidir kalbimin eski türküsü.
Yalnızlığı içtim bin kez, kalabaliklar içinde
Bir adımım umut oldu, diğeri hep geri de gölge.
Güç dediler, sabır dediler, o ince perdeden sustum,
Asla vazgeçmeyi bilmedim ama kırgındım yorgundum.
Akşamların gölgesinde baktım yansıyan kendi yüzüme,
Bir yanım çelikten sert, bir yanım çocuk masumiyetine.
Masum bir ürkeklik saklı derin bir nefeste,
Yılların sancısı bile silemedi o izi kalbimde.
Karanlık yolları geçtim, korkuyu bir fener gibi taşıdom cebimde,
Her düşüşümde yeniden, ruhumu kendime aşırdım sessizce,
Olgunlaşmak denen o harlı ateş ile sınandım,
İçimdeki o çocuk... büyümek istemediği için uslandı sandım.
Şimdi biliyorum: İnsan hem yara hem merhem,
Hem yıkık bir anı, hem de yeniden doğan bir âdem.
Ben güçlüydüm dışımda, ama içimde hep saklı
Titrek bir umutla yaşayan o küçük, kırılgan âlem.
Belki de güzellik buradadır, hüzünle yoğrulmakta,
Hem dalga olup coşkunca taşmak, hem de sessizce durmakta.
Büyüdüm, geliştim, evet... zamanla uslans değiştim de,
Ama içimdeki ürkek çocuk, bir gün tekrar gülmeyi beklemekte.
Kayıt Tarihi : 10.12.2025 14:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!