Yıllar sonra
beni hatırlamana sevindim.
Sakın suçlama kendini,
belki de sana ben
unutturmuşumdur kendimi.
Acelen neydi ki böyle?
Koşar adım yürüdün
hayatın tozlu yollarını.
Beyhude harcadık
ömrümüzün
en güzel yıllarını.
Sevdiğin renkleri…
sevdiğin çiçekleri…
sevdiğin yemekleri…
bilirim, bir bir.
Seninle
aynı kızı sevdik,
aynı şarkıları dinledik.
Ağlayan gözlerde yaş,
gülen dudaklarda sevgiydik.
Hep bir hikâyen olsun isterdin,
yaşadıklarını yazmayı severdin.
Haksızlığa gelemezdin,
isyan ederdin.
Şimdi,
fırtınalar kopuyor içinde.
Bilirim…
Tutma kendini,
dök içini.
Bak aynaya,
ne görüyorsun?
Yedin bitirdin
kendi kendini.
Yaşadıklarını
kabullenemiyorsun.
Ayna dediğin nedir ki?
Bir cam parçası…
İnsandır,
insanın asıl aynası.
Şimdi, bak bana,
bende gör kendini.
Dön
içindeki çocuğa;
çok özledi
seni.
Var mısın benimle
hayatının romanını yazmaya?
Tutamadık zamanı,
hakkımız yok
kimseye kızmaya.
Hadi anlat, her şeyi, tüm acılara inat.
Bizi bilsin herkes,
var oldukça kâinat.
Gençliğini çalan yılları,
saçlarını ağartan zamanı,
Eylül’ü dudağından öpen hazanı,
yaprakları savuran rüzgârı anlat.
Umudu,
aşkı,
hayatı,
anlat.
“Umut” dediğin
istiridye kabuğunda saklı
bir inci tanesi.
“Aşk” ise
kalpte duran
vadesiz hesap bakiyesi.
“Hayat”a gelince…
yüzümdeki çizgilerin
derin ifadesi.
Asıl bundan sonra başlıyor
meçhul yol hikâyesi.
Varsın gönlünce aksın zaman,
eğer ki mutlu olacaksa
akrep ile yelkovan.
Sensiz çekilmez
bu yolculuk.
Ver elini bana,
içimdeki
büyümeyen
çocuk.
İsmet Ülker
Kayıt Tarihi : 17.02.2021 16:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!