font color='#000000'
Offfff...!
Yine yanık kokusu geliyor mutfaktan;
bu kaçıncı demlik
kararmış kaynamaktan.
Yakan kim, yanan kim?
Bulut bulut içim.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




afiyet olsun,,,harika tebriklerrrrr
Nurhayat hanım..
Bütün bunlardan sonra içeçek halmı kaldı....Latife bir yana vurguları ve ifadeleri etki yönünden çok güzel olmuş.....Boğum boğum duygular...........saygıyla
Her dem anlayalım benliği,
Her dem hazır tutalım demliği,
Her dem demleyelim sohbeti.Çay bahanemiz olsun.
İyi demlenmiş bir çay tadında idi şiiriniz.
Demi ne koyu ne açık...
Güzel olanı kıvamında içmek.
********
Offfff...!
Yine yanık kokusu geliyor mutfaktan;
bu kaçıncı demlik
kararmış kaynamaktan.
Yakan kim, yanan kim?
Bulut bulut içim.
Kimbilir kaçıncı denkleme dalmış beynim,
sonsuz eşitliğin neresindeyim?
Döndü dolaştı,
aynı nokta da kalemim.
Yeniden ateşte demliğim
bu sefer bardak bardak döküleceğim.
Ne ateşi yutan benim,
ne ışığı yakan
ne hançeri sallayan benim
ne yarayı dağlayan
ne soluğu tutan benim ellerim
ne yazıyı yazan.
ben ben diye anlatmak istediğim:
Hiç-liğim!
Demledi,
Buyrun içelim.
offf...offfki offf hemşerim
sen böyle mükemmel şiirler yazmakla
bizim gibilere kalem kırdırtmak mı istiyorsun
TEK KELİMEYLE HARİKASIN
TEBRİKLER...
Hiçliğimizi bile bile niye kendimizi birşey sanıyoruz değil mi?Çok güçlü anlatım ve akıcılık sanki karşımda oturuyorsunuz gibi hissettim.Tebrikler.
Her şeyi yapan yaptıran O dur bizler birer figuranız.
O'dan talebkarız.
Yüreginize sağlık.Kuvvet metanet ve sabır
'Çay demlenir demlikte her dem,
İçelim dostlarla dem bu dem.'
Şükrü Topallar
Ne kadar rahat...dertleşir gibi...Beğenerek okuduğum bir şiir oldu Nurhayat hanım.Tebrikler.Ant+10
Bu şiir ile ilgili 64 tane yorum bulunmakta