Henüz yazılmayanı,yazmaya başlıyorum,
Aşkından her mısraya,bir nakış işliyorum,
Yazı sende yaşayıp,seninle kışlıyorum,
Aşkından her mısraya,bir nakış işliyorum,
Aşk masalımsın benim,kendime anlattığım,
Şu dünya da fazla işim kalmadı,
Bekleyip sıramı gitmekten gayrı.
Hoş ümitlerimi boş hayallerle,
Süsleyip mısraya dökmekten gayrı.
Sevda yollarında çamura battık,
Oturup güzelim,elimde kalem,
Sensizlik başıma,vurduğu zaman.
Dökülür mısraya,dilde ki kelâm,
Sensizlik başıma,vurduğu zaman..
Gülmen için bazen,muzur olurum.
Bir milyon Ermeni otuz bin kürtmüş,
Bunların toplamı bir nobel etmiş,
Sanat edebiyat insanlık bitmiş,
Ceddine küfüre ödül veriyor.
Her romanında var ayrı bir üslûp,
Tadı yok güzelim,sohbetin sensiz,
Bozmasın morali,bir iki densiz,
Arada kaybolma,böyle nedensiz,
........................Ya gel ekmeğime,aşıma otur,
.........................Ya da gel her gece karşıma otur.
Aşkın hastalıktır,verem misali,
Bir bakışta herkesi mum eden erler vardı.
Kazaklık eskidenmiş şimdi sohbeti kaldı.
Kılıbıklık furyası bütün ülkeyi sardı.
Kazaklık eskidenmiş şimdi sohbeti kaldı.
Şöyle bir kaş çatınca bizim osmanlı kızlar,
Ben aşkın oduyla, böyle yanarken,
Kimlerin koynunda uyanıyorsun.
Gerçeği görmeyip, sana kanarken,
Kimlerin koynunda uyanıyorsun.
Benim hayatta tek, tuttuğum koldun,
Toplanmış köy meclisi bir koyu,sohbet candan,
Hayat zor geçim için,herkes çare arıyor.
Yakalanmış birisi,dal toplarken ormandan,
Hayat zor geçim için,herkes çare arıyor.
Mazot,gübre pahalı,ürün para etmiyor,
Binlerce gönülde aşk yaşanırda,
Mısraya dökülen sevdalar solmaz.
Sıradan sevdaya çok raslanırda,
Mısraya dökülen sevdalar solmaz.
Gözgöze gelince dalıp gidilir,
Zehir olsa zemzem diye içerim,
İçine yüzünün nuru düşende,
Ab-ı hayat buldum diye uçarım,
İçine yüzünün nuru düşende.
Kaşlarını oklarıma yay etmem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!