-İslamiyet, barışta anlaşılır-
Tarihte, Muhammed'e, barış sunanlar olmuş.
Müstesna hallerine, saygı duyanlar olmuş.
Kimini sersem etmiş savaş gümbürtüleri;
Var mı yenilik? diye, şaşıp soranlar olmuş.
-Altıncı şart:-
Fetva sunmanın şartı, hoca seçilmek imiş!
Bazen yazılar yazıp, bazen de silmek imiş!
Beş idi; altı oldu, İslam Dini'nin şartı;
İlave edilen şart, 'haddini bilmek' imiş!
-Oyun Malatya'da oynanıyor-
Kişi ahmak olunca, şeytan sevgili yar'mış!
Ruhu şişmiş büyümüş, bedeni ona darmış!
Gidiyormuş elinden 'din' diye kavradığı! ! !
Kalsın gitmesin diye adam öldüren varmış.
-Her şey petrol içinmiş-
Irakta, her patlama, bir oyun olacakmış.
Oynatan, bedenleri, düştükçe sayacakmış.
Amerika, göz dikmiş petrol rezervlerine;
Saddam göçtü, diyerek, üstüne konacakmış.
-İblis üfleyince...-
Atina'da bir adam, yanlış hava solumuş!
Kendini kara eden imaj tipi dokumuş!
Gözlerine gelmiş de çeşit çeşit bilgiler;
İsa ile Meryem'i, masal sanıp okumuş!
-Çile yaftası-
Polonya'da, mecliste, görüş yayanlar varmış!
İsa'yı, yanlış yere alıp koyanlar varmış!
Kıral olsun demişler şaşkın bir kafa ile;
Kıralı, düzen için, yeter sananlar varmış!
-Çuçlu, tek mi? -
Lübnan'a bomba yağdı, çok belde yanıp battı.
Kimi az, kimisi çok, her can, acıdan tattı.
Anlamadı sırrını imam bilinen zevat;
Hizbullah'ı görmedi; İsrail'e hep çattı.
-Gel de şaşırma! -
İmamlarda, 'zam' yüklü oynayan diller kaldı.
Dua için Allah'a, boş çıkan eller kaldı.
Şâşaalı camiler uygun değil herhalde;
Medya gözü önünde, parklar-bahçeler kaldı.
-İstanbul, böyle mi olacaktı? -
İstanbul'da belirmiş korku yüklü bir şekil.
Kötü, çokluğa dönük; iyi, ortada tekil.
Kapkaç, vurup geçiyor şehrin işlek yerinde;
Ne vatandaş tanıyor, ne memur, ne de vekil.
-Bir öğretmen sınıfta ne demiş? -
Öğretmenler, sınıfa, girmez boşuna, demiş.
Disiplinsiz sıralar, gitmez hoşuna, demiş.
Görmüş jöle nesnenin saçlara ettiğini;
Dönmeyiniz çocuklar, tavus kuşuna, demiş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!